HATAY TOZ SOLUYOR

  • Eklenme Tarihi :12.02.2024 | 15:42
  • Muhabir :Haber Merkezi

HATAY TOZ SOLUYOR

Temiz Hava Hakkı Platformu, Türk Tabipleri Birliği ve Hatay Tabip Odası iş birliği ile hazırlanan rapor, Hataylıların depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen hala limitlerin çok üzerinde toz soluduğunu ortaya koydu.

 

17 Ekim-15 Kasım 2023 tarihleri arasında Antakya’da yürütülen hava kalitesi izleme çalışmasının sonuçları, deprem sonrasında yıkılan binalardan ve ayrıştırma işlemlerinden kaynaklanan tozun yaşamı tehdit eden bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmekte olduğu vurgulandı.

Rapora göre, 1 yıldır toz bulutunun çöktüğü Hatay’da, Dünya Sağlık Örgütünün belirtlediği sınır değerin 4 katı daha çok toz solunduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen bölgedeki toz kirliliğinin çözümü ile ilgili olumlu bir gelişme yaşanmadı. Hatay’da hâlâ yıkılan binalardan kaynaklı molozların mevzuata, bilimsel yol ve yöntemlere göre ve usulüne uygun şekilde kaldırılmadığı gözlenmektedir. Özellikle molozlardan demirin ayrıştırılması için yürütülen çalışmalar çok yüksek toz salımına yol açmaktadır. Bu ayrıştırma yaşam alanları ile iç içe devam etmektedir. Uygun olmayan alanlarda, uygun olmayan şekilde istiflenen molozlar şehrin üstünde sürekli bir toz bulutu oluşturarak toz kirliliğinin kalıcı olmasına neden olmaktadır. Toz, en çok bebek, çocuk, gebe, yaşlı, kronik hastalığı olan yurttaşları etkilemekte, bölgede solunum yolu şikayetleri artmaktadır. Her yaştan bireylerde akut solunum yolu enfeksiyonlarındaki belirgin artış dışında, astım, bronşit gibi kronik hava yolu hastalığı olanların acillere başvurularının ve hastanede yatış sürelerinin uzadığı gözlemlenmektedir.

Toz (partikül madde) kirliliği kaygı yaratacak boyuttadır; çünkü sorun sadece bugünün sorunu değildir. Uzun vadede toz solunması pnömokonyoz, mezotelyoma ve akciğer kanseri gibi çok ciddi hastalıklara yol açar. Bugün solunan bu tozun etkisi 10 yıllara yayılacak ve bölge halkının gelecekteki sağlığını da derinden etkileyecektir. Toz sorununu çözmedikçe bireysel olarak bu kirlilikle mücadele etmek güç. Buradan bir kez daha anımsatmak isteriz ki, deprem bölgesinde halihazırda çok zor şartlarda yaşayan insanların sağlığına sahip çıkmak ve halkın hayatını tehdit edecek hastalıklardan korumak kamu yetkililerinin temel görevi olmalıdır.

TTB-THHP ortak çalışmasında toz ölçümleri ekim-kasım aylarında, bölgede henüz kış şartlarının oluşmadığı ve sobaların yakılmadığı bir dönemde gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla havadaki toz yoğunluğunun ana kaynağı hâlâ yıkımı devam eden binalar ve ayrıştırılan molozlardır denebilir. Bu toz kirliliğinin önüne geçmek için yapılabilecekler oldukça basit ve 2021 yılında yürürlüğe giren ‘Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelik’ ile düzenlenmiş olmasına rağmen yönetmeliğin uygulanmasına dair kamu yönetimi tarafından gerekli siyasi irade gösterilmemektedir. Bina yıkımı esnasında ve enkazlar kamyonlara yüklenirken sulama yapılmalıdır. Taşıyıcı kamyonların üstü mutlaka branda ile örtülmelidir. Demir ayrıştırma çalışmaları halkın yoğun olarak yaşadığı yerleşim alanlarına yakın yapılmamalıdır. Kalıcı enkaz depolama alanları kentlerin yerleşim alanlarından uzakta ve bölgedeki hâkim rüzgâr yönü de dikkate alınarak belirlenmelidir.”