SULAK ALANLAR RİSK ALTINDA!

  • Eklenme Tarihi :31.01.2023 | 13:17
  • Muhabir :

Antakya Çevre Koruma Derneği Başkanı Nilgün Karasu, sulak alanların tamamının risk altında olduğunu bildirdi.

SULAK ALANLAR RİSK ALTINDA!

Karasu, Dünya Sulak Alanlar Günü nedeni ile yaptığı yazılı açıklamasında, dünya sulak alanlar gününü kutlamadıklarını belirterek, “Dünya Sulak Alanlar Günü sulak alanların önemi, korunması ve akılcı kullanımı konularında kamuoyu bilincini geliştirmek amacıyla 1997 yılından bu yana her yıl 2 Şubat tarihinde kutlanmaktadır.Bu yıl Dünya Sulak Alanlar Gününde iklim değişikliğiyle birlikte dünyada ve Türkiye’de yaşanan sulak alan kaybına dikkat çekmek istiyoruz.” dedi.

 

YAŞAMSAL DEVAMSIZLIĞI OLUMSUZ ETKİLİYOR

Toprağın, suyun ve yaşam alanlarının tahribinin tüm canlıların yaşamsal devamlılığını olumsuz etkileyen bir durum olduğunu belirten Karasu, “Su kaynaklarımız için acil ve köklü tedbirler alınmazsa gelecekte su ile alakalı daha büyük problemler yaşayacağız. Su kaynaklarımızın başında sulak alanlar gelmektedir. Sulak alanlar, dünya yüzeyinin yaklaşık yüzde 6`sını kaplamakta ve tropik ormanlardan sonra biyolojik üretimin en yüksek olduğu ekosistemlerdir.”

TEHDİT ALTINDA OLAN DOĞAL SİSTEMLER

”Sulak alanlar ekolojik oluşumları açısından önemli fonksiyonlara ve çevrelerinde yaşayan tüm canlı türleri için yaşamsal öneme sahiptir. Su kuşlara barınma, üreme, beslenme, konaklama ve kışlama ortamı olması yanında; su akışının düzenlenmesi, sulak ortamların beslenmesi, besin zincirinin kontrolü, biyolojik çeşitliliğin korunması gibi çok yönlü fonksiyonlara sahip olan sulak alanlar; kirlenme, aşırı ve plansız kullanım nedenleriyle en çok tehdit altında olan doğal sistemlerdir.”

AMİK GÖLÜNÜ KURUTTUK

“Dünyadaki karbonun yüzde 40`ını sulak alanlar muhafaza etmektedir. Sulak alanlar karbon depolayarak iklim değişikliği kontrolünde ciddi şekilde rol oynamaktadırlar. Türkiye`de son elli yıl içinde toplam 1,3 milyon hektar, yani Van Gölü`nün üç katı kadar sulak alan yok oldu. İlimizin ve ülkemizin en önemli sulak alanlarından olan Amik Gölünü kurttuk.  Amik Gölü'ne bağlı yaşayan türlerin neslinin tükenmesini yağışlardaki azalmaya karşılık nemde artış, yeraltı suyu seviyesinde ve kalitesinde düşüş, ve tonlarca tarım ilacı ve gübre uygulamalarının sonucu olarak sulanabilen arazi miktarında azalışa neden oldu.” dedi.

HALK FAKİRLEŞTİ

Ayrıca alandaki su miktarının azaldığını ve toprağın tarıma uygun olmadığından halkın fakirleştiğini belirten Karasu, “Dahası taşkınlar devam etmiş, kuraklık baş göstermiş, alanda yaşayan ve bir kısmı endemik olan pek çok canlı türü yok olmuştur. Sulak alanlar dünyadaki canlı türlerinin yüzde  40’ını, tüm hayvan türlerinin ise %12’sini barındırmaları nedeniyle yeryüzündeki korunması en acil ve hassas bölgeleri oluşturmaktadırlar. Bataklıklar, göller ve sazlıklar gibi yeryüzünün en zengin ve üretken ekosistemleri olan sulak alanlar, kendine özgü doğal yapıları ile sudaki kirliliğini absorbe edip azaltarak, küresel ısınmaya neden olan karbonu tutarak, kıyı çizgisini koruyarak, suyun akışını düzenleyip taşkın, sel, fırtınanın etkisini azaltarak, bölgedeki tarımsal faaliyetlerin devamına ciddi katkılarda bulunmaktadırlar.”

TÜRKİYE SULAK ALANLARININ YARISINI KAYBETTİ

“Sorumsuz politikalar nedeniyle Türkiye 50 yıl gibi kısa bir sürede sulak alanlarının yarısını ne yazık ki kaybetmiştir. İklim krizi ile pekişen susuzluk sorunu talan projeleri nedeniyle ülkemizi ciddi bir tehlikeye sokmak üzeredir. Bizler doğasını, suyunu, toprağını savunanlar olarak 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Gününün kutlama günü değil, anma günü haline geldiğini ifade ediyoruz.” dedi.