Bu yazımızda Türk milletinin “kadim” bir övüncünden bahsetmek istedik.

Bildiğiniz gibi 6. Yüzyılın ortaları, Kadim Türk boyları, en kudretli Türk kağanlığı olan “Kök-Türk” kağanlığını kurarlar.

Bu kadim Türk kağanlığının sınırları, doğuda Karadeniz'de, Sarı Deniz'in batısında, güney Tibet platosu Dağ eteklerinden Sayan Dağları'nın kuzeyinde geniş bir alana kadar uzanıyordu.

Türk Kağanlığının sınırlarında, İran Sasani, Bizans ve Çin imparatorlukları bulunuyordu.

551 yıllarında ilk Türk kağanlığı “Türküt Kağanlığı (Hakanlığı)” kurulur.

Daha sonra kağanlık (Birinci ) Batı ve (İkinci) Doğu Kağanlıkları kurulur.

Doğu Türk Kağanlığı kısa bir süre bağımsızlığını kaybetse de yeniden kazanır (689) ve 745'e kadar - iki yüzyıl içinde Orta Asya'da İktidar sahibi büyük bir güç haline gelir.

Doğu Türk Kağanlığı o dönemin siyasi ve toplumsal hayatında önemli bir roller oynar.

Doğu Türk Kağanlığı kendilerine “Kök-Türk” adını vermiştir.

Tarihte Bildiğimiz, Orhun, Yenisey ya da Talas kitabeleri bunlardan kalmadır.

Doğu Türk kağanlığı (Kök-Türk kağanlığı)  745 yılında yerini tarihe bırakarak yıkılır ve yine

Türkçe konuşan başka bir kağanlık eski Uygur kabileleri tarafından Kadim bir Türk kağanlığı ortaya çıkar. Bu kağanlığa da biz Uygur Kağanlığı (eski Uygur) diyoruz.

Türkçeyi bir bilim dili haline getiren Uygur kağanlığından bize Turfanda bulunan kâğıt üzerini yazılı el yazması dil yadigârları kalmıştır.

Biz bu döneme Kadim(Eski) Türkçe diyoruz. İfade ettiğimiz gibi Eski Türkçe dediğimizde Kök-Türk kağanlığı ve Uygur kağanlıklarının yarattığı ve bize bıraktığı dil yadigârlarından bahsediyoruz.

Kök-Türk âbideleri Türkçe konuşan bütün Türklerin birlikte yarattığı, Türk adının taşlara yazıldığı ilk belde ve Türk edebiyatının da ilk yazılı eserleridir.

Bu âbideler Türk milletine aittir. Bu âbideler Oğuz, Kıpçak ya da Karluk boylarının ortak yadigârlarıdır.

Bu âbideler, taşlara yazılmış eski Türk boylarının tarihidir.

Türk Kağanlarının, komutanlarının halka ve devlete hesap belgeleridir.

Türk milletinin diğer fertlerinin karşı karşıya olduğu görevlere ilişkin beyanlarıdır.

Türk milletinin yüksek gelişmişliğinin delilleridir.

Türk milletinin basit bir aşiret devleti değil, bir hukuk devleti olduğunun beldeleridir.

Türk kültürünün ve Türk savaş tarihinin ilk belgelerdir.

Türk felsefi düşüncesinin ve Türk kurgusunun ilk yazılı taşlarıdır.

Türk yazılı belgeleri Türkçe hitabetin, millete ve insanlara hitap şeklinin en güzel örneğidir.

Yüzyılların sınavını geçti

Türk milletinin bu bengü taşları, adeta yazılı birer kitaptır.

Türk milletinin bu kadim taş kitapları, dilbilimi, edebiyatı ve tarihtir.

Asırlarca kendini koruyan bu kadim âbideler, dünyaya Türk milletinin kadim bir millet olduğunu ispatlamak ve haykırmak için hayatta kalmıştır.

Kök-Türk âbideleri,  her şeyden önce, bugünkü Türk yazı dillerinin ilk yazılı örnekleridir.

Bu âbidevî dil yadigârları, Türk dillerinin gelişim tarihini, karşılaştırmalı olarak inceleme imkânı vermektedir.

Yazılı Türk dillerinin tarihlerini inceleyerek bize karşılaştırmalı gramer yazma fırsatı sunan paha biçilmez bir kaynaktır.

Nasıl ki dil, bir insanı diğer varlıkların üzerine çıkarır, onlardan ayırt ederse,kadim Türk yazıtları da bir milleti diğer milletlerden üstün kılar, onlardan ayırt eder.

Dil, insan varoluşunun bir vasıtasıdır.

Dil olmasaydı insan olmazdı ve toplum olmazdı.

İnsan bilincini de dil aracılığıyla edinmiştir.

İnsanlığın elde ettiği her başarı önce dil, sonra yazı ile olur.

İnsan ancak dil aracılığıyla kültürel bir toplum haline gelmiş ve kültür mirasını korumuş ve onu nesilden nesile aktarmıştır.

Unutmayalım dil kalıp, donuk değişmeyen bir vasıta değil, canlı bir vasıtadır ve her canlı varlık gibi gelişir. Bu nedenle toplum geliştikçe dil de gelişir. Her canlığı ölümlü olduğu gibi dil de bazı unsurlar yavaş yavaş dilden kaybolur ve bunun yerine daha işlevsel unsurlar doğar.

Biz bu gelişimleri kadim yazılı âbidelerimiz sayesinde izleyebiliyoruz.

Dil mensup olduğu milletle birlikte gelişir ve yazı ve sözlü anlatılar sayesinde hayata kalır ve nesilden nesile aktarılır.

Toplum geliştikçe dil, dil geliştikçe de toplum gelişir.

İşte bu âbideler Kök-Türk devleti içerisinde bulunan toplumunda gelişmişliğini gösteren delillerdir.

Kök-Türk âbideleri, bugün dünya üzerinde değişik coğrafyalarda konuşulan ve yazılan kardeş Türk dillerinin kadim belgeleridir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz