“Eylül ayı hüzün ayıymış!”

Son zamanlarda bu sözleri o kadar okudum ki!  Bir nevi doğrudur ama yazın çalan davul  sesinde bile bir hüzün tınısı bulup hüzünlenenlerdenseniz  eğer mevsimin pek bir anlamı yoktur!

Yaz mevsimi  bir arayış mevsimi gibi görünür ama bu da küçük bir yanılsamadır.

Yaz ayları  daha çok bir kayboluştur!

Bizi kendimizden alıkoyan mevsimdir! Hesaplaşmalardan, kendimizle olan savaştan, yüzleşmekten korktuğumuz her ne varsa onları hatırlamamak için girdiğimiz küçük bir kayboluş!..

Eylül ayı bu yüzden bize hüzün ayı gibi gelebilir zira havalar soğur, kalabalıklar azalır, insan ara verdiği yerden devam etmek durumunda kalır!

Kaybolduğu  yerde bulur kendini!

Kaldığı yerden devam eder!

Kaldığı yerden düşünmeye başlar, güneşin ısıttığı dünyasının yerini soğuk kalplere, kas katı kesilmiş yüreklere bırakır. Hasretle beklediği soğuk poyraz geceler gerçeği olur. Üşümeyi özlemiştir güneşin sıcağında kararan teni. Islanmasın diye kapıldığı telaşın içinde balkonda asılan çamaşırları toplarken, çiseleyen yağmurun sesini özlemiştir. Kasvetli, sisli havaların habercisi, bize esaret gibi görünen yağmurun içimize doğru açılan özgürlük kapıları olduğunu hatırlamayı özlemiştir! Evet Eylül hüzünlü bir aydır. Katledilen duygularımızın diriltme yetisine sahip tanrısı olduğumuzu  hatırlatır bize!

Demem o ki; hüzün güzel bir duygudur hem de öyle güzel bir duygu ki, alelade olan bu yaşamımızda iç dünyamıza  gireceğimiz yolculuğa doğru bize binbir kapılar açar. İnsan bu yolculuktan haz almaya başladığı an, işte o zaman semtin hüzüne bulanmış çocukları olur, su ısıtıcısının sesindeki tınıyı duyumsayıp hüzünlenebilirsiniz…



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz