Vesvese tekrarlayan düşüncedir.  İstemsizce, tekrarlayan düşünce… Batılılar buna obsesyon diyor. Her normal insan beyninin özelliği düşünce üretmektir. Beyin düşünce üretir, duygu üretir ve bunu davranışa dönüştürür… İnsanın aklına her türlü düşünce gelir.

Obsesyonun ya da vesvesenin tanımı: Zihnimize sıklıkla ve istemsizce gelen olumsuz düşüncelerdir.

Burada vesvese bağlamında üç sinsi ve tuzak kavram var: Birincisi istemsizce gelmesi, sıklıkla gelmesi ve olumsuz düşünce üretmesi… Üçü de bizi beynimize köle yapmaya hazırlayan sinsi fısıltılarla başlıyor. Bunların üçü de zihnimize bizi bekçi yapıyor.

Takıntı ne olduğunu ve nasıl üretildiğini bilmek sorunu tanımlamamız açısından önemli.

Bu anahtar kelimler vesveseyi tanımak ve tanımlamak açısından önemli; ancak bunu bu üç kavramla denetlemek de ayrı bir tehlikedir. Tehlike bu duyguyu ve düşünceyi önemseyip, düşünceyi tekrarlayan bir şiddetle beynimize yanlış telkin atmaktır. Aslında insan tanımlamalarla, etiketlemelerle ve kategorileştirmelerle vesvese yaratır.

İstemsizce zihnimize gelen düşünceler derken sanki diğer düşünceler irademizle geliyormuş gibi yanlış anlaşılmasın. İnsan zihni kendi derinliğine göre sürekli düşünce yaratır.

Aslında düşüncelerin aklımıza istemsizce gelmesi bir sorun, patoloji ve hastalık işareti değil.

Düşünce sık da gelebilir, seyrek de gelebilir. Bir düşüncenin zihnimize doğal geliş gidiş seyri sık sık da olabilir, seyrek de gelebilir. Seyrek gelmekte, sık gelmekle bir anormallik değil aslında!

Sık gelmek mesajı aslında gelen düşüncenin bizi anormal biçimde beynimize bekçi yapmasıdır.

İnsanlar normal bir şekilde yaşarken, bir anda durup beyinlerine bekçi ve köle olması asıl problemdir.

Yine düşünceler olumlu da olabilir olumsuzda bu bizim düşündüğümüz soruna bağlı…

Burada takıntı açısından üçüncü anahtar kelime açısından değerlendirdiğimizde olumsuz bir düşünce gelmesi anormaldir. Şimdi istemli bir şekilde beynimize bir düşünce getirelim: “Acaba, asgari ücret komisyonu asgari ücreti üç bin beş yüz lira yapabilir mi?” Bu düşünce bende yoktu ben bu düşünceyi istemli bir biçimde geldi. Bu şekilde düşünürken birden bire aklıma: “Yarın öğlen arası eve uğrasam acaba işime yetişebilir miyim?” gibi bir düşünce geldi. Burada ikinci düşünce istemsiz bir şekilde geldi.

Ancak burada durup düşünürsek bu düşüncede olumlu olarak ulaşabileceğim algısı beni mutlu eder ve olumlu olur. Ancak yetişemeyeceğim düşüncesi de beni olumsuz bir sonuca ulaştırır. Unutmayalım, beynimizin temel görevi bizi korumaktır. Burada “şüphe” bizi yanlış yapmaktan koruyacaktır.

Mantıksal olarak eve gidip gelmem için yeterli sürem olup olmadığı gibi bir matematiksel sonuç çıkarmaya ihtiyacım var.

Aslında takıntıya bu şekilde bir tanımla bakmamız ve bunları şeytanın üflemesi olarak kabul etmemiz sorunlu bir yaklaşım. İnsan beynine olumlu olumsuz her düşünce gelir. Olumlu olumsuz şeklinde bir ayırım yapmadan gelir. Olumlu ve olumsuz düşünce kategorisi ve etiketlemesi tamamen yanlış bir yaklaşımdır.

Tanıdığımız insanlar vardır: Bunların bazıları bize göre olumlu bazıları da olumsuzdur.

Bir insanın sadece olumlu ya da olumsuz olması mümkün değil. Bir insan hem olumlu hem de olumsuz davranış sergileyebilir. Aslında biz zihnimizde bazı insanları olumsuz olarak kategorileştirdiğimiz ve etiketlediğimiz için onlar zihnimizde olumsuzdur. Olumlu olanlar da aynı şekilde olumlu kategoriye dâhil ettiğimiz etiketlemelerimizdir.

Düşünceleri olumlu ve olumsuz bir biçimde kategorileştirmek yanlış bir davranıştır.

Burada kendimize yapacağımız telkin önemli… Doğru bilgi ve doğru algı yaratacak bilgi önemlidir.

Takıntı üretilmiştir. Daha önce söylediğimiz gibi insan beyni düşünce ve duygu üretir ve bunu davranışa dönüştürür.

Bir anne çocuğunu kucağına alır ve pencere kenarına gide: “Ya, çocuğumu atarsam?”

Bu düşünce vesvesedir. Bu anne bu düşüncesini doğru bir şekilde analiz edip, doğru şekilde yorumlayıp tepki vermezse o düşünceye inanırsa bu düşünce vesvese, obsesif davranışa dönüşür…

Bu şekilde davranan bir anne çocuğunu kucağına alamamaya ve pencere kenarına gidememeye başlıyor. İnsan bu şekilde bir düşünceyi ciddiye alıp bu düşünceye inanırsa ve tehlikeyi ciddiye aldırsa bu olumsuz düşünce bizi bu düşünce dolaysıyla beynimize bekçi ve köle yapar.

Ama doğru telkin ve doğru karar önemlidir. Bu düşünce geldiğinde bir kadın: “Hadi canım sende ben kendimi biliyorum neden çocuğumu atayım?” der ve bunun bir vesveseye dönüşmesini engeller. Bu doğru telkindir.

Düşünce mantıksal ve duygusal kararlar veren bölgemiz var: Burası, düşünce uygun, uygun değil; geçerli, geçerli değil, doğru, doğru değil; güvenli, güvenli değil diye kararlar verir. Bu kararı verirken doğru karar ve telkin çok önemli.

Bu şekilde doğru bilgi, doğru telkin ve doğru duygusal değer verdiğimizde tehlike yoktur.

Önemseyip, ciddiye aldığında tam tersi düşünce tekrarlayan bir şiddetle beyin tarafından tekrarlanır.

 

 



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz