Öncelikle tek tip besinlerle beslenerek mucizevi sonuçlar beklenmemelidir. Sağlığın temelini oluşturan ilke, besin grupları içerisinde bulunan besinlerden yeterli ve dengeli şekilde faydalanmaktadır. Her bir besinin içerdiği farklı bileşenler sayesinde kanıtlanmış sağlığa yararları bulunur. Bu nedenle beslenmeyi çeşitlendirmek gerekmektedir.
Yapılan çalışmalarla sarımsağın anti-kanser, tansiyon ve kan şekeri düzeyini düşürmesine dair özelliği olsa da bu sonuca varmak için tüketilmesi gereken türü ve miktarı konusunda bilgiler net değildir.
Sarımsak, keskin kokusu ve acılığı nedeniyle sıklıkla tüketilmese de genel beslenme alışkanlıkları içerisinde yer alabilir. Ancak kesin tedavi edici özellikte olmadığı unutulmamalıdır.
Sarımsağın fazla tüketilmesi hangi sorunlara yol açar?
Özelikle aç karnına taze sarımsak, sarımsağın yağı veya ekstraktı mide ağrısı, kusma, bulantı gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açabilir.
Bazı araştırmalarda sarımsağın kanın pıhtılaşmasını engelleyici özelliği olduğu gösterilmektedir. Bu da kanama riskini beraberinde getirmektedir.
Sarımsağın birtakım ilaçlarla etkileşime geçebileceği düşünülerek kullanılan ilacın etkinliğini artırabilir veya azaltabilir. Tüketim sıklığı fazla ise mutlaka doktora danışılmalıdır.
Sarımsağın, cilt sağlığına olumlu etkisi veya saç/kıl çıkardığı yönünde yeterince çalışma olmamasına rağmen bu amaçla kullanıldığı görülmektedir. Fakat birçok vaka örneklerinde deriye uygulanmasında alerjik reaksiyon gösterdiği bildirilmiştir. Alerjik bir bünyeye sahip olunması veya cilt sağlığı için destek almak istenmesi durumunda uzmana danışılmalıdır. Sarımsak gibi keskin kokulu, asitli besinleri ve içeriği bilinmeyen karışımlar, cilt üzerinde denenmemelidir.