Hasta çocuklar evde dinlenmeli - Hatay Söz Gazetesi

Hasta çocuklar evde dinlenmeli

  • Eklenme Tarihi :18.01.2024 | 14:27
  • Muhabir :Haber Merkezi

Hasta çocuklar evde dinlenmeli

Çocukların tuvalete, suya ulaşımının zor olduğu kalabalık okullarda enfeksiyon riski daha yüksek. Çünkü enfeksiyonlar en çok elle bulaşıyor. Özellikle grip virüsleri plastik ya da tahta gibi çocukların okulda dokundukları bazı eşyalarda 24 saate yakın barınabiliyorlar. En çok da damlacık enfeksiyonuyla bulaşan virüsler; öksürme, aksırma ile havaya asılı kalan tükürük parçalarında yaşıyor. Dolayısıyla kalabalık olduğunda çocukların bu havayı soluması da kolaylaşıyor. Sınıfları sık sık havalandırmak da el ve ortam temizliği kadar önemli.

 

Herhangi bir enfeksiyon hastalığına yakalanan çocukların, enfeksiyonu diğer çocuklara bulaştırmamaları için evde istirahat etmeleri, okula gitmemeleri en ideal önlem. Ayrıca hastalıkların artış gösterdiği kış döneminde çocukların da okullardaki hasta olan arkadaşlarıyla öpüşmemesi veya sarılmaması, hasta olan arkadaşlarının kullandığı materyalleri kullanmaması da oldukça önemli. Genellikle istirahat, sıvı ve beslenme desteği ile üst solunum yolu enfeksiyonları ilaçsız bir haftada atlatılabiliyor. Fakat çocuğun ateşini düşürmede ve besin desteği konusunda zorlanma söz konusuysa, kusma oluyorsa ve ailede havale öyküsü varsa evde tedavi yönetimi zor olacaktır. Bu noktada tedavinin donanımlı bir sağlık merkezinde yapılması daha uygundur.

Çocukları aşırı korumak yanlış

Okul çağı çocukların enfeksiyona neden olan mikroorganizmalara duyarlılıkları, anne ve babaların bazı tutumlarına göre de değişkenlik gösterebiliyor. Aşırı koruyucu tutumlar; örneğin, çocukların parkta, sokakta veya bahçede oynamasına engel olmak, doğanın mikroorganizmalarıyla tanışmalarını da engelliyor. Bu da çocukların o mikroorganizmalara yanıtının daha düşük seviyede kalmasına ve şiddetli enfeksiyon geçirmelerine sebep olabiliyor. Çocuk mikroorganizmalarla hiç karşılaşmadığı steril bir ortamda büyürse okul çağında hazırlıksız yakalanabiliyor.  İkinci çocuklar genellikle, bebekliklerinde hasta olup okula başladıklarında pek hasta olmazlar. Bunun nedeni aslında, bebekken abi veya ablasının okuldan eve hastalık getirmesi ve daha bebekken geçirdiği bu hastalıklar nedeniyle okul çağında karşılaşacağı hastalıklara bağışıklık kazanmasıdır. Fakat ilk çocuklar, yuvaya ya da ilkokula başladıklarında ilk defa kalabalık bir ortama girdikleri için virüs ve bakterilerle karşılaşıyor ve okulda daha sık enfeksiyon geçiriyorlar.

Her enfeksiyonda antibiyotik kullanılmaz

Egzersiz, her şeyde olduğu gibi enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini güçlendirmede de son derece önemli. Çocukların her gün açık havaya çıkarılması, günde yarım saat yürüyüş bile olsa düzenli hareket etmelerinin sağlanması, mümkünse düzenli spor aktivitelerine katılması hem bağışıklık sistemini hem de sosyal ve psikolojik gelişimlerini olumlu yönde etkiler.  

Çocuklarda üst solunum yolları enfeksiyonlarının en önemli etkeni virüslerdir. Virüs enfeksiyonlarında sıvı alımı, aktivitenin azaltılarak çocuğun dinlendirilmesi, düzenli beslenme en önemli tedavi kısmıdır. Antibiyotiklerin virüsler için tedavide yeri yoktur. Günümüzde Covid pandemisi deneyimi de göstermiştir ki ateşi 40’lara çıkaran bir virüs enfeksiyonu tamamen ilaçsız tedavi edilebilmektedir.

Buna karşılık, sıklıkla “Beta” adıyla bilinen ve çocuklarda en sık görülen bakteriyel üst solunum yolu enfeksiyonu etkeni olan “A grubu Beta-hemolitik Streptokok enfeksiyonları mutlaka antibiyotikle tedavi edilmelidir. 

Çocuğun bağışıklık sistemi zayıfsa virüslerin olduğu zemine bakteriyel etkenler de eklenebilir. Buna bağlı olarak, sinüzit, ortakulak iltihabı, zatürre, bronşit gibi rahatsızlıklar da gözlemlenebilir. Bu, fırsatçı mikroorganizmaların kolaylıkla enfeksiyon yapabilme potansiyelinden kaynaklanır. Bu durumda antibiyotik tedavisinin gerektiğini söyleyebiliriz.

Virüs enfeksiyonlarına yakalanmış çocuklarda bağışıklık sisteminin virüsle savaşı söz konusudur. Bazı çocuklar bu savaşı 1-2 günde, bazıları ise 10 günde yenebiliyor. Fakat erken atlatanın bağışıklık sisteminin daha kuvvetli, geç atlatanın daha zayıf olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar mevcut değil. Her çocuğun, özellikle 5-6 yaş altında, en az bir defa ateşlenme veya enfeksiyon geçirme olasılığı vardır. Fakat çok sık bademcik enfeksiyonu geçiren, tekrarlayan bronşit ve zatürreleri olan, tekrarlayan ishaller, osteomyelit (kemik iltihabı, eklem iltihabı), derin doku abseleri,  menenjit gibi tanılar alan çocuklarda “Bağışıklık sisteminde zayıflık var mı?” sorusu akla gelir. Böyle durumlarda ve gelişimsel olarak da akranlarından geri olan çocuklarda bağışıklık sistemini değerlendiren testler yapmak gerekebiliyor.

 

ENFEKSİYONLARDAN KORUYUCU BESLENME ÖNERİLERİ

Okul çağındaki çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlenmesi için;

Güne mutlaka kahvaltıyla başlanmalı, biraz karbonhidrat, protein ve yağ alınmalıdır. Bunun için; Yumurta, meyveli yoğurt, tahıllı karışım veya evde yapılmış meyveli bir kek uygundur. Alınması gereken günlük kalori için kahvaltıyı tatlandırmak da önemli; pekmez ve bal menüde olabilir.

Kış mevsiminde özellikle; lif içeriği açısından armut, C vitamini açısından zengin narenciye, yeşilliklerden en az biri (ıspanak, pazı, brokoli, maydanozlu yemekler) yenmelidir.

Peynir, süt ya da yoğurt gibi süt ürünlerinden en az biri tercih edilmelidir. İnek sütüne alerjik olmayan çocuklara günde bir bardak süt verilebilir. Ayrıca demir bakımından zengin yiyeceklerin yanında süt/yoğurt tüketilmemelidir, aksi takdirde besinin demir değeri azalacaktır.

Mısır gevrekleri/tahıllı karışımlar içinde şeker olmayanlardan seçilmelidir.

Yapılan yemeklerin içine nane gibi birtakım faydalı otlar eklenebilir.

Hazır paketli gıdalar, şekerlemelerden uzak durulmalıdır (Bu anlamda çocuklara abur cubur reklamları izletilmemelidir).

Kış aylarında doktor kontrolünde D vitamini desteği yapılmalıdır.

Haftada iki kez balık gibi Omega 3’ten zengin yiyecekler yenmeli ancak kış boyunca Omega 3 tabletleri alma mecburiyeti yoktur. Özel dönemlerde, sınav gibi stresli durumlarda ya da dönemsel beslenme bozukluğu olduğunda balık yağıyla Omega 3 takviyesi yapılabilir.

Kuru meyve ve yemişler yenmelidir.