Kaşıntı birçok hastalığın bir belirtisi olarak görülebilir ve kişi tarafından kaşıntının hangi sorundan kaynaklı olduğunun anlaşılabilmesi pek mümkün değildir. Geceleri artan; sarılık, karın ağrısı, mide bulantısı gibi belirtilerle birlikte görülen kaşıntılarda karaciğer hastalıklarının söz konusu olma olasılığı yükselir. Sinirsel kaşıntılar ise tıpkı nöropatik ağrılarda olduğu gibi sinir hasarına bağlı olarak oluşan yanlış duyulardan kaynaklanır. Sinirsel kaşıntı hastayı çıldırtacak, iş yaşamını ve hatta günlük yaşantısını devam ettirmesini zorlaştıracak boyutlarda olabilir. Tek bir bölgede yoğunlaşmış olan kaşıntılar genellikle cilt hastalıklarından kaynaklanır. Egzama, kuruluk, alerjiler, enfeksiyon hastalıkları, dermatit gibi dermatolojik hastalıklar bu tarz bölgesel kaşıntılara yol açar. Sinirsel kaşıntılar ise genellikle sırt, eller, ayaklar, bacaklar ve gövdede bölgesel olmayan geniş bir alanı etkileyen kaşıntılar şeklinde görülür. Yine aynı şekilde cilt hastalıklarına bağlı kaşıntılarda deride döküntü, kızarıklık, iltihaplanma ve cilt görünümünde değişim söz konusu olabilir. Fakat bunlar kaşıntı sonrası fiziksel müdahaleye bağlı gelişen cilt hasarları ile karıştırılmamalıdır. Psikolojik nedenlere bağlı olarak da kaşıntı sorunu gelişebilir ve bu kaşıntıların nöropatik kaşıntılarla karıştırılabilmesi mümkündür. En doğru teşhis, hastanın detaylı tıbbi öyküsünün alınması ve buna yönelik tıbbi taramalar sonucunda konulabilir. Yine sinirsel kaşıntı stres faktörüne bağlı da gerçekleşebilir. Bazı operasyondan sonra kısa süreli kaşıntılar da meydana gelebilir. Örneğin saç ekimi sonuçları mükemmele yakın olan bir hasta da bir kaç gün kaşıntı hissi yaşayabilir.
Sinirsel kaşıntı nedenleri nelerdir?
Sinirsel kaşıntı, çeşitli nedenlerle sinir hücrelerinin hasar görmesi sonucu gelişir. Nöronlarda meydana gelen bu hasara neden olabilecek farklı sağlık sorunları söz konusu olabilir. Bunlardan en yaygını diyabetik nöropatidir. Kötü kontrollü diyabet hastalarında uzun süre boyunca yüksek seyreden kan şekeri, sinir hücrelerine zarar verir ve diyabetin en yaygın üç komplikasyonundan bir tanesi olan diyabetik nöropatiye yol açar. El ve ayaklarda yoğunlaşan nöropati, şiddetli ağrı ve kaşıntıya neden olur. Sinir hücrelerinin kendini yenileme ve çoğalma yeteneği oldukça sınırlıdır. Bu da tedaviyi zorlaştıran nedenlerden bir tanesidir. Diyabetin haricinde travmalar, enfeksiyonlar, metabolik sorunlar, kalıtsal nörolojik hastalıklar gibi bazı diğer nedenler de sinirsel kaşıntıya sebep olan faktörler arasında yer alır. Genetik yatkınlık, birçok hastalık türünde olduğu gibi nöropati ve sinirsel kaşıntı konusunda da risk faktörü teşkil eder. Özellikle de ailesinde diyabet hastalığı öyküsü bulunan bireyler, düzenli olarak sağlık taramasından geçerek olası bir diyabet gelişiminin erken dönemde teşhis edilmesini sağlayabilirler. Aynı şekilde mevcut diyabet hastaları da tedavi planlarına uyum göstermeli, kendilerine önerilen tıbbi beslenme tedavisini uygulamaya dikkat etmelidir. Böylelikle yüksek kan şekerinin sinir hücreleri üzerinde oluşturabileceği hasarın önüne geçilebilir.
Sinirsel kaşıntı teşhisi nasıl konulur?
Sinirsel kaşıntıya neden olan nöropatinin teşhis süreci, genellikle hastaların ağrı ve kaşıntı şikayetleriyle birlikte sağlık kuruluşlarına başvurmasıyla başlar. Hastanın tıbbi öyküsü detaylı bir şekilde öğrenilir, eşlik eden hastalıklar ve ailede bulunan hastalık öyküleri öğrenilir. Ardından nörolojik muayene yapılır. Nöropati şüphesi bulunan hastaların yaygın şikayetleri arasında kaşıntı ve ağrıya ek olarak eller ile ayaklarda uyuşma, karıncalanma, üşüme, yanma, güçsüzlük çabuk yorulma gibi sorunlar yer alır. Söz konusu semptomlara yol açabilecek farklı hastalıklar da bulunduğundan bunlara ilişkin olasılıkların ekarte edilebilmesi için hekim tarafından ayırt edici sorular sorulabilir ve ek tanı testleri istenebilir. Nörolojik muayene ile cilt yapısı, görünümü, renk değişiklikleri, alt ve üst ekstremite nabızlarının alınıp alınamadığı, uyaranlara verilen tepkiler, ağrı, ısı ve pozisyon tepkileri, kas gücü, refleks düzeyi gibi konularda inceleme yapılır. Bu muayene sonucunda nöropati şüphesi görülen hastalarda elektromiyografi (EMG) testi uygulanır. Bu test ile nörolojik hasar tespit edilebilir ve nöropati teşhisi konulabilir. Bir diğer tarama yöntemi olan sinir biyopsisinde ise sinirden alınan bir örnek parça laboratuvar koşullarında incelenir. Sinir biyopsisi günümüzde oldukça nadir olarak kullanılan bir tarama yöntemidir. Yapılan tüm muayenelerin sonucunda kaşıntı ve diğer semptomların nedeni tespit edilerek tedavi süreci başlatılabilir.