NÜFUSUMUZDAN FAZLA SURİYELİ İLE YAŞIYORUZ

  • Eklenme Tarihi :06.04.2022 | 09:59

BAHÇEŞEHİR Üniversitesi ile TÜMBİKOM tarafından, Türkiye’nin Güncel Jeopolitik ve Toplumsal meseleleri ve çözüm önerileri çalıştayı düzenlendi.

NÜFUSUMUZDAN FAZLA SURİYELİ İLE YAŞIYORUZ

Düzenlenen çalıştayda konuşan Hatay Kent Konseyi Yürütme Kurul Üyesi ve Reyhanlı Ticaret Ve Sanayi Odası Meclis Üyesi Ahmet Hüseyin Abay,  Suriye’den Türkiye’ye  kapital ve işgücü akışı, ekonomik fırsatlar ve riskler ile ilgili değerlendirme yaptı. 

Abay yaptığı değerlendirmede, “Komşu ülke Suriye’de 15 Mart 2011 tarihinde başlayan sivil halk ayaklanması geçen süre zarfında iç savaşa dönüştü ve ortaya çıkan istikrarsızlık Suriye halkının zorunlu göçe maruz kalmasına neden olmuştur. Hatay ilimize ilk göçmen kafilesi 29 nisan 2011 tarihinde giriş yapmaya başladılar, can havliyle kaçan insanlar ilk etapta çadır kentlere yerleştirildiler. Fakat gelen sayı her geçen gün arttı ilçede boş olan evleri kiralamak suretiyle yerleştiler. Zaman ilerledikçe gelen sayı artmaya ve ilçemizde yerleşik düzene geçmeye başladılar.” dedi.

BÖYLE OLACAĞINI BİLSEYDİLER

“Reyhanlı ilçemize ilk etapta Suriye’den gelen mülteciler tarafından sıcak para girişi oldu ve ilçe esnafı ve halkı bu işten memnun oldular ama zamanla bu hale gelineceğini görebilseydiler belki de bu kadar müsamaha göstermezdiler.” diyen Abay, “Reyhanlı Ticaret ve Sanayi odası ve şahsım yetkili kurumlara ilçenin gelen mülteciyi kaldıramayacağını ve ileriki tarihlerde ilçenin sosyal ve ekonomik yönden mültecilerin kontrolüne geçeceğini belittik, gelen sığınmacıların açtıkları işyerlerinin kayıt altına alınmasını istememize rağmen aradan geçen bu kadar sürenin sonunda yeni yeni kayıt altına alındıkların fakat sigortalı olmadıklarını görmekteyiz. İşin çarpıcı boyutu ilçe nüfusu 98 bin 534 iken Suriyeli sığınmacı sayısı 129 bin 354 yani ilçe nüfusumuzdan fazla sığınmacıyla beraber yaşamaktayız. Mülteci olup ta vatandaş olan dokuz bin civarında Suriyeli  bulunmakta, çoğu da  vatandaş olmak istemiyor gelen yardımların kesileceğinden ve iş yeri açtığında vergi mükellefi olup sigorta ödeyeceğinden dolayı  Türk vatandaşı olmak istemiyorlar.”  

İŞYERLERİNİ KAPATMAK ZORUNDA KALDILAR

“Dünyada kendi nüfusundan fazla mülteciyi barındıran ikinci bir ilçe yoktur, bunun ekonomik ve sosyal yönden sorunları her geçen gün artmaktadır. Ayrıca ilk etapta gelen ve doktor, mühendis ve kendi alanında deneyimli olanlar Avrupa Birliği üye ülkeleri tarafından özellikle Almanya tarafından kontrollü bir şekildeo  ülkelere gitmeleri sağlandı. Bizlere ise esnaf kesimi ve günlük çalışarak evlerinin geçimini sağlayan mülteciler kaldı. Haliyle gelen yardımların yanı sıra günlük çalışıp kazandıklarıyla evlerini geçindirmektedirler. Açtıkları iş yerleri ile kendi esnafımızdan fazla iş yerleri oldu. Dışarıdan gelmenin psikolojisi ile birbirlerine daha çok kenetlendiler ve haklarını savunma yönünden örgütlenmeleri çok çabuk oluştu. İlk etapta vergi ve sigorta ödemediklerinden dolayı esnafımızdan daha ucuza ürünleri sattılar ve zamanla kendi esnafımız rekabet edemediği için işyerlerini kapatmak zorunda kaldılar.”

 ÖNLEM ALINMALI     

“İlk etapta ucuz iş gücü ile çalıştıkları için ilçe halkı kendi işlerini mültecilere kaptırdı ve ilçede iş bulamaz konuma geldikleri için başka illere çalışmak amacıyla göç etmek zorunda kaldılar.

Reyhanlı Ticaret ve Sanayi odasının toplam üye sayısı 1486 olup faal olan üyesi 897 dir, bunların 485 i Suriyelilerin kurdukları ve faal olarak çalıştıkları firmalardır. Yani bizden daha fazla faal olan firmaları bulunmaktadır. Odanın geçen dönem seçimlerinde yapılan yasal düzenlemeyle oy kullanmalarının önü açılmış olup aday olmaları engellenmişti. Ama ilerde nasıl bir durumla karşılaşırız bilemiyoruz.

Bu gibi durumlarda ülke olarak hemen bir mülteciler ile ilgili merkez oluşturulup gidişata göre önlemlerin alınması gerekirdi.” dedi.

PLANLAMA YAPILMALIYDI

Reyhanlı’da bir göç kriz merkezi oluşturulup  planlamaların yapılmasının gerektiğini belirten Abay, “Bu merkezde ilçeyi iyi tanıyan ilçe insanının yanında işin uzmanlarından oluşan bilim insanları duruma göre bir plan yapabilirlerdi, Avrupa Birliği fonları ile gelen mültecilerin çalıştıkları iş kollarından mesleklerini geliştirip, üretime dönük işyerleri ve fabrikalar açılıp Suriyeli mülteciler ile yerli halkımıza çalışma imkanı sağlatılabilirdi.   Ama maalesef bunlar yapılmadı, mültecilerin bizlerden aldıklarının yanında bizlere kazandırdıkları sadece doğurganlık oranlarının çok yüksek oluşundan dolayı genç nüfusları oldu. Fakat bizim genç nüfusumuz ne olacak en çok düşünülmesi gereken sorun bu olmalı, bunu çok iyi irdelememiz gerekir.” diye konuştu. (Haber Merkezi)