ATATÜRKÇÜLÜK MÜ; ORTA DOĞULULUK MU? -1

  • Yazar :ALİ DAL
  • Eklenme Tarihi :27.09.2022 12:28
  • Güncelleme Tarihi : 30.09.2022 09:57

(Birinci bölüm)

 

Emevi İslam'dan istemem himmet

Çünkü hurafenin himmeti olmaz

Akıl, ilim ister, ikbali izzet

Haraminin helal nimeti olmaz

 

Melaneti bitmez, hin oğlu hinin

Rahmanisiz kulun, şeytanın, cinin

Safsata gidişin, uydurma dinin

Her iki dünyada rağbeti olmaz

*

Sevgili okurlarım,

Öz tanımıyla; "Türk milletinin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması, aklın ve bilimin rehberliğinde Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyine çıkarılmasında, temel esasları Atatürk'ün belirlediği gerçekçi fikirlerin ve ilkelerin" bütünü olan "ATATÜRKÇÜLÜĞÜN" fikir babası ve yaratıcısı ATATÜRK'ü ve Türkleri;

Pakistan ve Bangladeş hariç olmak üzere, bilhassa Müslüman Arap ülkelerin hiç biri, hiç bir zaman sevmemişler ve her fırsatta kinlerini kusmaktan da geri durmamışlardır..!!?? Fazla uzağa gitmeden de, yakın tarihimizi incelediğimizde bunu görmek mümkündür...

Sebebine gelince; Müslüman Arap ülkelerinin Türkleri sevmeme sebebini bir Mısırlı şöyle özetliyor:

-“Atatürk’ü sevmiyoruz; Çünkü Atatürk ARAP HARFLERİNİN kullanılmasını ve ŞERİAT Hukukunu bıraktı, LAİKLİĞİ Benimsedi... Kaşlarını çatarak şöyle devam ediyor Mısırlı: ''Haz etmediğimiz bakışlara 'TÜRK GİBİ BAKIYORSUN' dememiz de bundandır..."  Aşağılık duygusunu çağrıştıran bu yaklaşımı sergileyen Mısırlı'ya:

- “Bu bakış nasıl bir şey? diye sorulduğunda;

-“Atatürk' ün ve her Türk'ün bakışına Mısır’da Türk Bakışı deriz” deriz cevabını veriyor...

Orta Doğu kavramının kapsamına dair bilgi vermek gerekirse;

Afrika-Avrasya'da genellikle Batı Asya'yı (Güney Kafkasya hariç), tüm Mısır'ı (çoğunlukla Kuzey Afrika'da) ve Türkiye'yi (kısmen Balkanları da) kapsayan kıtalararası  bölgeye ORTA DOĞU denilebildiği görülmekte...

Sevgili okurlarım,

Bu çok boyutlu jeopolitiğinin gerektirdiği dış politika bütününde Türkiye’nin Ortadoğu politikasının nasıl bir yer tuttuğuna bakmadan önce, "Mağrip ve Maşrik" kavramlarına göz atalım:

MAĞRİP:

Kökeni Arapça olan mağrip kelimesi Türkçede yerleşik şekilde değerlendirilen sözcüklerden biridir.

Arapça karşılığı;  Arapça üzerinden anlamı ile karşılık bulduğu Türkçe'de, ‘Batı’ anlamına gelmektedir. Yani yön üzerinden ele alınır ve batı ülkeleri veya batı bölgesi gibi ifade edilebilir.

MAŞRIK: Arapça olan "maşrık" kelimesinin Türkçe karşılığı "doğu" anlamında olup bu kelimenin, bölgesel kapsamı ise,

Akdeniz ile İran arasındaki Arap devletlerini kapsayan Orta Doğu'daki bölgedir. Arap Yarımadası'nın kuzeyinde, Kuzey Afrika'nın batısındaki Berberi devletlerini içine alan Mağrip bölgesinin doğusunda bulunur. Bölgenin evrensel tanımları bulunmakla birlikte, Türkiye’nin penceresinden bakınca, en dar anlamda Ortadoğu, güneydeki Arap komşularını ve İsrail’in de dahil olduğu geniş "Maşrik" denilen doğu Arap topraklarını çağrıştırmaktadır. En geniş anlamda ise, Arap coğrafyasını da aşan İslam aleminin bütününü kapsar. Bu son tanımda fiziki ve siyasi coğrafyadan ziyade kültür ve zihniyet coğrafyasını düşünmek gerekir.

1514’e kadar Doğu ve Güney’den stratejik bir tehdit görmemiş olan Osmanlı Türkler, önceliklerini Batı’da doğru genişlemeye önem vermiştir.  Ortadoğu diye nitelediğimiz bu bölgelerin Türklerden geri olmalarından kaynaklanan özgüvenle yaratılan boşluktan istifade, bölgede güç odağına dönüşen İran ve Mısır’ın her ikisinin de Osmanlı devletine rakip olduğunu ve Türkleri hiç sevmediklerini unutmamak gerekir..!!

Kafayı toprağa gömdüğünde açıkta kaldığının dahi farkında olmadığı mabadının anlattığı (?!) kurnaz modeli dediğimiz "Şark Kurnazlığı" bilhassa da aynaya bakma düşüncesi olmayan Arap anlayışının belirgin yanıdır...

*

Sevgili okurlarım,

Saygıdeğer vatandaşlarım,

Bilhassa "AKP EMEVİ ANLAYIŞI" nın BOP'tan İşlere teşne olmuş  "şark kurnazları"nca, 20 yıldır, yüzünü Batı'ya çevirmeyi düstur edinmiş Atatürk Türkiye'sine, Ortadoğu gericilik anlayışının kara  çarşafını giydirilmeye çalışıldığını ürpererek, ibretle izlemekteyiz..!!

Akla ve bilime odaklanmış Atatürk Türkiye'sinin, adeta genleriyle oynama vicdansızlığını, hoyratlığını ve ruhsuzluğunu sergileyenlerin, bu ülkede yarattığı tahribatlara, ihanetlere ve gafletlere dikkat çekerek,

"EMEVİLEŞMİŞ ORTADOĞULULUĞU"

birlikte irdeleyerek, ülkenin nasıl bir badireden geçtiğine birlikte dikkat çekelim!!

* Aklı ve bilimi esas alıp, çağ ile çağdaş olmak için muasır medeniyetlerle yarışmak yerine; bilime kayıtsız kalmak Ortadoğululuktur.

* Sosyolojik, İktisadi, hukuki ve çağdaş yaşam koşullarında yoğunlaşmak yerine, Ölümü yüceltip, ömrü anlamsızlaştırmak Ortadoğululuktur.

* Hakikatlerin ışığında doğruyu, gerçeği ilke edinen lidere yetki vermek yerine; tam aksine aldatmacı lider tipini yüceltmek Ortadoğululuktur.

* Ömürlerini, bilime, tekniğe, bilişime ve aydınlanmaya adamış bilim insanlarına itibar etmek, destek olmak ve çalışma azimlerini yükseltmek yerine; safsatayı yüceltip, aklı aşağılamak Ortadoğululuktur.

* Öngörüye, ilme ve akla dayalı somut çözüm yollarında ilerleme kaydetmek yerine; cılız duyguları yüceltmek, aklı, izanı ve mantığı küçümsemek Ortadoğululuktur.

* Hakkı, Hukuku ve Adaleti esas alarak uygarlık yolunda, insanca ilerlemek yerine; dürüstlüğü çoktan terk etmiş müteahhiti yüceltip, mimarı, mühendisi ve  işin ehlini aşağılamak Ortadoğululuktur.

* Üniversiteleri bilimsel araştırmalara ve  teknolojik gelişmelere yönlendirmek, cesaretlendirmek, desteklemek ve yarıştırmak yerine; Emevi ve Vahabi zihniyetle hareket edip, "UYDURULMUŞ DİN" anlayışını esas alarak cemaatsiz camilerin ve sübyan istismarıyla hatırlanan merdiven altı sözde kursların sayısını çoğaltmak Ortadoğululuktur.

* "İndirilmiş din"i içselleştirerek yaşamak yerine "uydurulmuş din" safsatasına kutsallık giydiren riyakarları alkışlamak Ortadoğululuktur.

Köşe Yazımızın Devamı yarınki sayımızda