AYASOFYA MEZARLIĞI, İÇİN İÇİN KANAMAKTA!

  • Yazar :ALİ DAL
  • Eklenme Tarihi :30.07.2022 09:05
  • Güncelleme Tarihi : 18.08.2022 11:37

Saltanat uğruna, hırs ile bakan

 

Zulmü hukuk sayan bizden değildir

Kan bürümüş gözle, öldüren, yakan

Taht uğruna kıyan, bizden değildir

 

Yüreği taş kesmiş, saraylı fani

 Atayı, kardeşi anlar mı (?!) yani

Sultan Süleymanlar, Karunlar hani

Farkında olmayan, bizden değildir

 

Ademden bu güne şöyle bir bakın

 Zalimler sevgiye olmamış yakın

 Özünde, sevginin, izanın, Hakk'ın

Zerresi kalmayan bizden değildir

 

İnsanlık denilen eşsiz değerde

Tarihe nakşolmuş, güzel eserde

"Benim Kabem insan" denilmiş yerde

Kendini bulmayan, bizden değildir

 

Cana kıymak yoktur erkanımızda

Merhamet mevcuttur her anımızda

İncitmek yer almaz meramımızda

Özde durulmayan bizden değildir

 

Ayıramaz olup dikeni gülden

Geriye düşürüp bu günü dünden

Defalarca tekrar etmiş cürümden

Nasihat almayan bizden değildir

*

Sevgili okurlarım,

Mealen,; "Tarihi yazan tarihi yapana sadık kalmadıkça, tarih tarih olmaktan çıkar. " diye

bir söylem vardır. Ben bu söylemi, oldukça isabetli bulurum. Zira, geçmişin karartılması ve saptırılması, geleceğe de olumsuz yansır... Milletler, tarih, dil, gelenek, görenek, sanat ve edebiyatlarıyla millet olma vasfını kazanırlar... Her milletin, mutlaka öne çıkan meziyetleri olur...

Mesela, dünya; Fransızları, edebiyat, moda, resim gibi özellikleriyle...

İspanyolları, müzik, dans, edebiyat ve benzeri ruha hitap eden sanatlarıyla...

İngilizleri, sporuyla, prensipleriyle, hesaplı hareket etmeleriyle...

Japonları, milli değerlere sıkı sıkıya bağlılıklarıyla, kusursuz iş hayatlarıyla, hukuku azami derecede uygulamalarıyla...

Arapları; Kalleşlikleriyle, yalanlarıyla, çok eşlilikleriyle...

Türk Milletini ise mücadele azimleriyle, savaşçılıklarıyla, pire için yorgan yakmalarıyla, keşkelerini tekrar ettirmeleriyle tanırlar...

Tarih ve dünya, Osmanlıları ise, önce fetihleriyle, daha sonra da saray saltanatları, tahtları ve şatafatları uğruna yaptıkları seri kırım ve kıyımlarıyla hatırlar..!!

Keşke böyle hatırlanmasaydı..!!

Bilhassa da gerileme döneminde...!!

İşin ibretlik yönü ise, girişilen katliamlarda, öldürülen saray efradının Ayasofya bahçesine defnedilmiş olmalarıdır:))??!!  Ayasofya Camisi bu yönüyle, "Gayya Kuyusu" nu çağrıştırmakta..!!

Gayya kuyusu; Cehennemde bulunduğu varsayılan bir kuyunun veya derenin adı.

Şimdi, Osmanlı'nın sadece lll Murat ve sonrasına ait dönemlerde işlenen cinayetler serisini birlikte anımsayalım:

III. Murat 1595’de öldü. Ayasofya Camisi avlusundaki türbede 54 kişi yatmaktadır. Bunlardan 20’si oğlu, 23’ü kızıdır. Türbede yatan oğulların yaşı küçüktür, hatta altı aylık olanları bile vardır ama hepsinin ölüm tarihi 1595’tir. Peki 1595’de ne oldu?..

Saraya kıran mı girdi?.. Hayır..!

Sarayda salgın mı oldu?.. Hayır..!

Saray afete mi uğradı.?.. Hayır..!

Bunların hiç biri olmadı ama, zulme dönüşen taht hırsının kırım ve kıyımı baş gösterdi..!!

Daha önceleri de, "OSMANLI BENİM GEÇMİŞİM OLAMAZ!" başlığıyla  yazarak, taht hırsına ve akıl almaz zulme dikkat çekmiştim..!

Bugün de, lll. Murat'ın 1595 yılında ölümünden sonra tahta çıkan oğlu Osmanlı

III. Murat öldükten sonra oğlu III. Mehmet tahta çıktı ve sonra ne cinayetler işlendi, birlikte görelim:

lll. Murat öldükten sonra oğlu III. Mehmet'in

ilk işi kardeşlerinin hepsini boğdurtmak oldu.

lll. Murat öldükten sonra oğlu III. Mehmet,

babasının tabutunu peşinden saraydan19 erkek kardeşini ve 20 kız kardeşini öldürterek, saray cinayetine 39 tabut daha ilave etti..!

Bununla da yetinmeyip, babasının gebe eşlerini ve ergenlik çağındaki iki kardeşinden gebe kalmış yedi cariyeyi denize attırmıştır..!

Genç şehzadelerden birinin;

 "Beni boğacaksanız, kestanelerimi yedikten sonra boğun" diye yalvarması da fayda etmemişti..!!

*

Evliya Çelebi, sarayda yaşanmış vahşetin boyutunu: “Bir şehzadenin, emzirilirken annesinin kucağından zorla alınıp boğulması sonucu emdiği sütün burnundan geldiğini, Saraydan tabutlar çıktığında İstanbul halkının feryatlarını gökteki meleklerin dahi duyduğu..!!" şeklinde nakleder..

*

Hak vaki olur da suskunlaşırsam

Beni uzak tutun Ayasofya'dan

Son nefes verirken durgunlaşırsam

Beni uzak tutun Ayasofya'dan

 

Caniler orada, can veren orda

Katliam yapmayı hak gören orda

Varisleri toptan öldüren orda

Beni uzak tutun Ayasofya'dan

 

Öldüğümde kefen aramasınlar

Varsa insanlığım ona sarsınlar

Mezarımı çok çok öte kazsınlar

Beni uzak tutun Ayasofya'dan

 

Gönülden gönüle köprü kurarız

Ararsak cenneti özde ararız

Severek yaşarız sevgiyle varız.

Beni uzak tutun Ayasofya'dan

*

III. Mehmet sadece bununla da  yetinmeyip, 16 yaşındaki oğlunu da öldürtmüştür!

III. Mehmet öldüğünde, I. Ahmet tahta oturdu. III. Mehmet'in Cenazesi

Ayasofya'ya götürüldü.!  III.Mehmet'in Cenaze namazı kılınacaktı. Ama genç padişah l. Ahmet cenazeye gelmemişti ve "Taht sahibi olmak için 39 kardeşini ve bir oğlunu öldürten adam babam da olsa katildir. Katil bir adamın cenazında asla namazına asla katılmam..! Varın siz kılın cenaze namazını..!!" diyerek tepkisini gösterip, daveti reddetmiştir..!!?

Tanrı Türk devletlerini iktidar hırsı ile gözünü kan bürümüş firavunların zulmünden korusun..!!

 

Sevgili okurlarım,

02.08.2020'de de "OSMANLI BENİM ASLA GEÇMİŞİM OLAMAZ" ,başlıklı aynı konuda yazdığım yazıya tepki verenler; doğru yansıtılan tarihi gerçekleri derinlemesine irdelediklerinde bana hak verdiklerini anladım.

Bu nedenle, hafızalarımızı tazelemek gayesiyle, o yazıyı buradan bir kere daha nakletmek istedim...

*

OSMANLI BENİM GEÇMİŞİM OLAMAZ; ÇÜNKÜ…

Sevgili okurlarım,

Aklı, ilmi, vicdanı, hakkı ve hakkaniyetli esas alan dinimiz İslm, mealen ” Bir cana kıyan bütün insanlığa kıymış olur” diyerek bilhassa yaşam hakkını öncelemiştir…

Hal böyle iken, aşağıda naklettiğim, 623 yıllık Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Ertuğrul’dan sonra Kayı Aşiretinin başına geçen Osman Bey’in, kendisine rakip gördüğü 90 yaşındaki amcası Dündar Bey’i okla öldürerek başlattığı “öldürme ve öldürtme işi” nin ara vermeden sürüp giden bir anlayış, bir geçmiş asla benim geçmişim olamaz!!.. Olmamalı!!..

Osmanlı da “Öldürme ve öldürtme işinin” seyrine bir bakar mısınız??!!..

1- Üçüncü Murat’ın yerine, padişah olan Üçüncü Mehmet tahta çıkar çıkmaz erkek kardeşlerinin 19 dokuzunu boğdurtuyor!!.. Ayrıca, boğdurttuğu şehzadelerden hamile kalmış 7 cariyeyi denize attırırken, 16 yaşındaki büyük oğlu Şehzade Mahmud’u da boğdurtarak ortadan kaldırtıyor!!..

2- 1492-1494’de İkinci Beyazıt, kardeşi Cem’in öldürülmesi için Papa’ya ve Fransa kralına rüşvet vermiştir?!.

3-1299,’dan1922 yılına kadar 45. Veziri azamın kılıçla kellesi uçuruluyor!!..

Kılıçla kellesi giden vezirlerin sayısı ise belli değil?!..

4- Osmanlı Devleti’nde Padişahın emriyle kelleleri kılıçla uçurulan şeyhülislâmlar;

Ahizade Hüseyin Efendi, Dördüncü Murat zamanında…

Hocazade Me’ud Efendi, Dördüncü Mehmet zamanında…

Feyzullah Efendi, Üçüncü Ahmed zamanında… yaşamdan koparılmıştır!!??..

*

Sevgili okurlarım,

Böylesine ihtirasın, entrikanın, acımasızlığın, katliamın ve böylesine kan dökülmenin ara vermediği bir geçmişi sahiplenmek mümkün müdür?!.

“Osmanlı benim geçmişim olamaz!!” derken, taht hırsı uğruna 6 asır boyunca, “IŞİD vari kılıçla kelle koparmış, asmış, zehirlemiş, yakmış, göz oymuş, boğmuş bir imparatorluğun asla sahiplenilemeyeceğini vurgulamak istedim….

Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi münasebetiyle, 24 Temmuz 2020’de cuma namazı öncesi Diyanet İşleri Başkanı’nın hutbeye kılıçla çıkmış olması ve Gazi Mustafa Kemal Paşayı ve silah arkadaşlarını rahmetle anması beklenirken; lanetle yadedip, tarihin özünü tahrif eyleyerek cümle kurması; aydınlık geleceğe vurgu yapmaktan ziyade, İslamiyet adına (?!) kılıçla kelle kesen IŞİD’in icraatını ve 6 asırlık Osmanlı döneminin kanlı taht katliamlarını anımsatmıştır:))?!

Son söz;

Tarihi bilerek saptırıp, milli değerlerimize hakarette bulunan ve dini siyasete alet eden  Diyanet İşleri Başkanı da, taht hırsı uğruna katliamlar, kıyılar yaparak tarihe zalim geçen malum Osmanlı hanedanları da asla benim geçmişim, mevcudum olamaz!!.. Vesselam..