BU MİLLETE BU AKIBET

  • Yazar :ALİ DAL
  • Eklenme Tarihi :01.08.2022 10:01
  • Güncelleme Tarihi : 18.08.2022 11:43

Sevgili okurlarım,

Yazımıza, bir dosttan gelen manidar anekdotu paylaşarak başlamam gerek...

 

Hikayeye göre,

Bir Alman, bir İtalyan, bir Fransız ve bir İngiliz aralarında köpeğe en kolay hardalı kimin yedirebileceği konusunda iddiaya tutuşurlar.

Önce Alman işe koyulur ve hardalı topak yaptıktan sonra, köpeğin ensesinden kavrayarak, ağzına tıkamaya çalışır, ama hardalın acılığı, hayvanın ağzı yaktığı için, yedirmeyi başaramaz...

Durumu gören İtalyan, ''öyle olmaz'' der ve hardalı makarna şeklinde halinde getirip, köpeğe yedirmeğe çalışırsa da, ağzı yandığından dolayı İtalyan' da hardalı yediremez..!

Bu defa Fransız devreye girer ve hardalı önce sulandırıp, sos olarak köpeğe yedirmeye çalışırsa da Fransız başarılı olamaz...

Sıra İngilize geldiğinde, İngiliz, önce köpeği okşayarak yanına çeker, sırtını sıvazlar, sonra, hardalı topak yaparak hayvanın poposuna yapıştırır. Köpek, ardı yandıkça başlar can acısı ile hardalı yalamaya... Canı yandıkça yalar, yaladıkça canı yanar..! Ama sonuçta köpek yalaya yalaya hardalı bitirir...

Sevgili okurlarım,

Hardal yalatma meselesini bu defa ülkeler arası boyutta ele alalım...

Akıllı ülkeler, hedef ülkeleri istedikleri çizgide tutabilmek için onlara hardalı öyle yedirirler ki, o ülkeler neyi yediklerinin dahi farkına varamadan her bakımdan (?!) çoktaaan babayı, "pardon hardalı" yemiş olurlar !!

Sadede gelecek olursak; naklettiğimiz kıssa şöyle demek istiyor: eğer hisse alınmaz da akıllı olunmazsa, o hardalı yemekten ve popo acısından ve yalamaktan kurtulmak  mümkün olmaz...!!

Üstelik, bu işi senin insanlarını kullanarak yaparlar veya yaptırırlar:))?!

Sadede gelecek olursak, fırsat elde iken,

ÜLKENE CUMHURİYETİNE ve DEĞERLERİNE SAHİP ÇIK! Hardalı yemek zorunda kalma..!!

 

Sen fırsat verirsen, elin oğluna

Hardal da yalatır, tuz da yalatır

Düşer isen haraminin yoluna

Hardal da yalatır, tuz da yalatır

 

Karnı aç olana neylesin ilaç

Kuru lafla hasıl olmaz ki amaç

Gelene, geçene olursan muhtaç

Hardal da yalatır, tuz da yalatır

 

Sevgili okurlarım,

Bir dosttan aldığım "mesaj yüklü anekdot"u okuduğumda, inanınız olsun, o an ilk aklıma gelen şey, AKP Erdoğan Şahsım İktidarının Ülkemi iktisadi, sosyal ve siyasi bakımdan düşürdüğü "içler acısı" durumu oldu..!!??

koskocaman Atatürk Türkiyesi'nin getirildiği yer, 1 milyar dolar için, dünya haritasında yeri dahi bulunamayan Arap bedevilerine el açıldığı noktadır..!!

Bu nedenledir ki,

* TL. döviz kuru karşısında yerlerde sürünmekte...!!

* Tarım, cami avlusuna bırakılmış çöcuk durumunda...

* Hayvancılık, "bir zamanlar böyle miydik?!"

denilecek hale gelmiş...!!??

* Sanayi, kapısına kepenk vurmuş...!!

* Çağdaş eğitim, Çağdaş kalkınma, vizyonu ve misyonu tutarlı diplomasi hepten terk edilmiş..!!

*Din siyasallaşmış, siyaset dinselleştirilmiş..!!

Yani sizin anlayacağınız, hamamda su kesilmiş, tas kaybolmuş bir görüntü sürüp gidiyor..!!??

*

Hasılı haramiler çetesinin, ülkeyi getirdiği son nokta, müflis tüccarın, kepenk indirme halini anımsatıyor:))

Kurtuluş Savaşını zaferle.taçlandıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün; "asıl zaferin ekonomik bağımsızlığın olduğuna" dikkat çekip, tarımda, hayvancılıkta, kendine yeten ülkeler arasında yer almak için, "İZMİR İKTİSAT KONGRESİ" ni gerçekleştiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ülke adına, siyasi, sosyal ve ekonomik bakımdan tam bağımsızlığa dikkat çekip Yeni Türkiye'nin

öncelikli sorunlarının tartışmaya açılması ve çözüm bulunması, yol haritasının belirlenmesi amacıyla İzmir'de 17 Şubat -  4 Mart 1923 tarihleri arasında  Kazım Karabekir başkanlığında 1135 delege ile İzmir İktisat Kongresini toplayışındaki ferasete, öngörüye hayran olmamak ne mümkün..!!

*

Şehitler, gaziler diyarı albayaklı ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "İzmir İktisat Kongresi" nde o yaptığı açış konuşması, adeta bu günleri işaret eder gibi..!!

Yalatandan kurtulmanın yöntemi

İşini bil, sen belirle gündemi

Elin oğlu, gafil buldukça seni

Hardal da yalatır, tuz da yalatır

 

Bu uyarı, benden sana hatırat

İster kaydına al, ister kaldır at

Kucağa oturtan, sana her saat

Hardal da yalatır, tuz da yalatı

*

"Efendiler!

Aziz Türkiye’mizin iktisadî yükselme gereklerini aramak ve bulmak gibi vatanî, hayatî ve millî bir kutsal amaç için bugün burada toplanmış olan siz saygıdeğer halk temsilcilerinin karşısında bulunmakla çok mutlu ve sevinçliyim.

Efendiler!

Uzun ihmallerle ve derin ilgisizlik ile geçen yüzyılların iktisadî yapımızda açtığı yaralarını tedavi etmek ve çarelerini aramak ve memleketi bayındırlığa, millî bir rahatlığa, mutluluğa ve servete ulaştıracak yolları bulmak için gerçekleşecek çalışmanızın çok kıymetli ve başarılı sonuçlara ulaşmasını dilerim.

Arkadaşlar, sizler doğrudan doğruya milletimizi oluşturan halk sınıflarının içinden geliyorsunuz ve onlar tarafından seçilmiş olarak geliyorsunuz. Bunun için memleketimizin, milletimizin halini, ihtiyacını ve milletimizin emellerini, üzüntülerini yakından biliyorsunuz. Herkesten daha iyi biliyorsunuz. Sizin söyleyeceğiniz sözler, alınması gereğini söyleyeceğiniz önlemler; doğrudan doğruya halkın dilinden söylenmiş gibi kabul olunur. Bu, en büyük doğrudur. Zira halkın sesi, hakkın sesidir.

Efendiler,

Tarih, milletlerin yükselme ve düşmesi sebeplerini ararken birçok siyasî, askerî, sosyal nedenler bulmakta ve saymaktadır. Şüphe yok, bütün bu nedenler, sosyal olaylarda etkilidir. Fakat bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselmesiyle, düşmesiyle ilgili ve ilişkili olan milletin ekonomisidir. Tarihin ve tecrübenin belirlediği bu gerçek, bizim millî hayatımızda ve millî tarihimizde de tamamen görülmüştür. Gerçekten Türk tarihi araştırılırsa bütün yükselme ve düşme sebeplerinin bir iktisat meselesinden başka bir şey olmadığı anlaşılır.

Efendiler,

Tarihimizi dolduran bunca başarılar, zaferler veyahut yenilgiler, yok olmalar ve felâketler, bunların, tümü; gerçekleştikleri devirlerdeki iktisadî durumlarımızla ilişkili ve ilgilidir. Yeni Türkiye’mizi hak ettiği yere ulaştırabilmek için, mutlaka ekonomimize birinci derecede önem vermek zorundayız. Çünkü zamanımız tamamen bir iktisat devresinden başka bir şey değildir. Efendiler,

Bir milletin hayat gereklerini, rahatlığını ve mutluluğunu oluşturan ekonomiyle uğraşmaması, dikkatleri çeken bir durumdur. Fakat biz kabul etmek zorundayız ki, ekonomimize gereği kadar önem vermiş değiliz..!! "

 

Yavuz hırsız, evinize göçerse

Atı alan Üsküdar'ı geçerse

Pazar malı gibi paha biçerse

Hardal da yalatır, tuz da yalatır

 

İşini bilmeyen, sanmam ki güler

Artırmaz varlığı, aksine böler

Güçsüzleri yönetirken güçlüler

Hardal da yalatır, tuz da yalatır