(Bölüm:1)
ELİFÇE
Tarih, yaşanmışla, yaşanacağı
Harfi, hecesiyle dizer, Elifçe
Karanlıkta kalmış köşe bucağı
Tarih, imbiğinden süzer Elifçe
"Şahsi ikbalciye" denir mi milli
Zimmete geçirir (!?) obayı, ili
Doğru, yanlış. İyi, kötü her hali
Tarih, ilmik ilmik yazar Elifçe
Geçmiş ve gelecek bilmez cahilin
"Ben" merkezli işbirlikci lainin
Vatan satan, hain oğlu hainin
Tarih üzerini çizer Elifçe
Alnı açıkları, kara yüzleri
Kirli niyetleri, halis özleri
Yolu, yordamıyla bilinmezleri
Tarih, ilmik ilmik çözer Elifçe
Aşikar ederek sözün hasını99
Ö8rümcek bağlamış (?!) kafatasını
Aslı olmayanın fiyakasını.
Tarih gerçeğiyle bozar Elifçe
Her kim ki geçmişten ibret almazsa
Söylenen, yazılan doğru olmazsa
Yazan yapanına sadık kalmazsa
Tarih sükut geçmez, kızar Elifçe
*
Sevgili okurlarım,
Günümüz dünyasında bulmakta ve görmekte zorluğu çekilen "vatanperver. hak hukuk bilen ahlaklı, gönlü gözü tok, gösterişten uzak paylaşımcı" siyasetçilerin yok denecek kadar azalmış olması insanlık aleminin nerelerden nerelere savrulduğunu gözler önüne seriyor..!!
Eyvah ki, ne eyvah..!!
*
Bu noktadan bahisle, Tarihin sitayişle
anacağız saygın simalarından olup,
müstesna ve mütevazı insan. eski Başbakanlarımızdan Merhum Bülent Ecevit'in. Devlete ve millete bağışladığı 2 milyar dolarlık devasa mirasla ilgili gerçeği, virgülüne dokunmadan aktarmaya çalışacağım...
*
Sevgili okurlarım ,
Başbakanlarımızdan merhum Ecevit’in anne tarafından dedesi, Emin Paşa'nın Medine'den 2 milyar dolarlık mirası devlete ve dolayısıyla millete bağışlayan Sayın Ecevit'in aldığı bu karara: bilhassa da siyaseti zenginleşme aracı olarak gören ve haramililikte sınır tanımayan siyasetçilere kapsk olacak hakikattir, diyebiliriz...
Miras mevzuu aynen şöyle:
Rahmetli Bülent Ecevit'e dedesinden kalan 2 milyar dolarlık miras; diğer vârislere paylaştırıldıktan sonra, annesi Nazlı Ecevit'in, 1971 yılında vefatıyla, onun 2 milyar dolarlık payı Bülent Ecevit’e intikal ediyor..
Suudiler önce mirası vermek istemedilerse de bahse konu yüklü miras, neticede hukuk kanalıyla ECEVİT'e intikal ediyor...
Ecevit, Medine’deki dedesinden kalma mirası Türk hacılarının yararlanması için devlete bağışlama kararı alıyor... Bu konuda zamanın Cumhurbaşkanı Sezer'in ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nun yardımıyla söz konusu mirası devlete bağışladıktan bir yıl sonra vefat ediyor...Fakat vasiyetine rağmen mirasın devlete intikali ve buradaki taşınmazlardan doğan hakların kullanımı konusunda somut bir gelişme olmuyor... Daha doğrusu, Suudi Arabistan yönetimi istimlak ettiği arsaların bedeli de dahil, taahhüt ettiği ödemeleri yapmıyor... Davanın avukatlarından Lale Beşe, Kral Abdullah bin Abdülaziz’in mirasın devri için onay vermediğini, bunun sebebinin de Kral’ın İstanbul’dan satın aldığı ve Sevda Tepesi olarak bilinen araziye imar izni verilmemesini öne sürüyor...olduğunu söyle Beşe, imar izni verilmemesinin davanın seyrini olumsuz etkilediğini ve bu yüzden somut bir netice alınamadığını ileri sürüyordu. Mahkeme kararının Suudi yönetimince kabul edilmiş olmasına rağmen taşınır, taşınmaz mallar ve bunlardan doğan haklar vârislere devredilmiyor
Türk hacılara 2 milyar dolar
Mirasla ilgili öteden beri bilgi sahibi olan Ecevit, mirasa sahip olma adına herhangi bir girişimde bulunmamıştı. Ecevit’in basına yaptığı açıklamayla kamuoyunun haberdar olduğu miras Yaklaşık 110 dönümlük bir arazi ve bu arazilerdeki taşınmazlardan oluşuyordu. Bahse konu Mirastan kalan topraklar Hz. Muhammed, Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir’in kabirlerinin de içinde bulunduğu, Mescidi Nebevi olarak adlandırılan bölgenin 99 dönümlük kısmını oluşturuyordu.
Medine Mahkemesi tarafından yapılan gayriresmi değer tespitinde, gayrimenkule 11 milyar değer biçilmişti. Davanın avukatlarından Alphan Altınsoy da arsaların toplam değerinin 2 milyar doları bulduğunu belirtmişti. Ecevit, ömrünün son zamanlarında miras yoluyla sahip olduğu serveti Türk hacıların faydalanması için bağışlamıştı. Ecevit’in bu davranışı ilk bakışta popülist gayelerle yapılmış bir davranış gibi görülse de, esasında Ecevit böyle bir mirasa sahip olduğunu ve bunu da Diyanet’e bağışladığını açıkladığında politikada aktif değildi...Yani Merhum Ecevit'in bu kararını, gösteriş veya popülist davranış olarak yorumlamak, haksızlık olurdu...
Ama Merhum Ecevit', siyasi yaşamında oy devirecek hiç bir popülist görüntü vermemeye azami itina gösteren bir devlet adamıydı...
Bu ve benzeri yollara sapmamış mütevazı yaşam çizgisiyle, hak, hukuk, adalet bakımdan oldukça ilkeli davranan Ecevit'e, hiç bir dönemde, hiç bir konuda suçlama olmamıştır..
Bahse konu mirasın alınması için devlet nezdinde beklenen hukuksal mücadelenin gösterilmemiş olmasında. kusur sahibi devletin kendisi olmuştur...!!
*
Devam edecek