(BİRİNCİ BÖLÜM)
Boşuna değildir (!) eyvahın, ahın
Dert içinde dert çekersin ey vatan
Aydınlığa ermez olmuş (!) sabahın
Karanlığa (!) diz çökersin ey vatan
Adeta ecdadı arar (!) gözlerin
Belli ki yaralar sinende derin
Bu değildi oysa senin kaderin
Bir yumarsın, bin dökersin ey vatan
Toprağın ekilmez, biçilmez halde
Kirlenmiş menbaın, içilmez halde
Durumun yangından kaçılmaz halde
Hainlerden kök sökersin ey vatan
Yarım (!?) imam ağzı ile deyişler
Sanırsın ki minareyi eğmişler
Hukuktan habersiz (!) şüpheli işler
Tavır alır diş sıkarsın ey vatan
Allah'a en yakın (?!) "kuldan" görünen
Dünyada emsalsiz "sultan" görünen
"Allah" deyip haksız yoldan görünen
"Hadsizlere" kaş yıkarsın ey vatan
Yoksula aşını çok gören göze
Vicdanı çürümüş (!) şüpheli öze
Padişah da olsa utanmaz yüze
Saray yıkar, han yıkarsın ey vatan
*
Sevgili okurlarım,
Gerek bireysel, gerekse de toplumsal manada, Ülkenin mevcut halini görmezden gelircesine (?!) kendimizi sınava çekmek sizin, amiyane tabirle, "ses var, görüntü yok!" babından, hamasetle "Uzay çağını yaşıyoruz, şöyle aştık, böyle koştuk, sel gibi coştuk" diyerek, her bakımdan (!) heba olmuş yılları hatırladıkça, oluşan zıtlık hali, sizleri bilmem ama beni inanın "sinirsel (!) gülmelere" zorlayıp duruyor :))
Çünkü, günümüz Türkiye'sinde yaşanmakta olan garabetleri alt alta, üst üste, yan yana, dip dibe koyuyorum, aşmayla, coşmayla, koşmayla, çağdaşlıkla ilgisizliğini görüp, "EY AZİZ VATAN, AFFEYLE BİZİ..!!" demekten kendimi alamıyorum...
Bilhassa da şu son çeyrek asırdır, ülkenin genel panoramasının, uzay çağından ziyade cahiliye döneminin hortlatılmaya çalışılması, isyanımı, sessiz çığlığımı içime sığmaz eylemiştir..!!
Bu durum ise, yüzünü aydınlığa dönmüş olanların, umutsuzluğa ve karamsarlığa düşmesiyle bir kat daha artmıştır..!!
Bu ahval, gölgesi ileri, kendisi geri düşen Ülkeme gönülden sevdalı olanları kahreder olmuştur..!!
Hele ki, "HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİDİN İLİM" OLDUĞUNU ve "AKLI, ÇAĞDAŞLIĞI VE AYDINLIĞI" işaret eden Dünya Lideri, Asrın Dehası, Eşsiz Komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye'sinde, Ortaçağı anımsatan (?!) görüntüler yaygınlaştıkça, gelecek dair kuşkular kar topu gibi büyümektedir..!!
...
Sevgili okurlarım,
Hadi şimdi de yaşanmış ve yaşanması kuvvetle muhtemel bu garabet türlerine birlikte göz atalım:
GARABET 1:
* Dış dünyaya şeker satmak yerine, tüm şeker fabrikalarını satanların...
* Kağıt satmak yerine, kağıt fabrikalarını satanların...
* Kumaş satmak yerine, Sümerbank'ı satanların...
* Sigara satmak yerine, Tekel'i satanların...
* Tank, palet üretip satmak yerine, tank-palet fabrikasını satanların, utanmadan ve yüzleri kızarmadan halen "YERLİYİZ VE MİLLİYİZ" demeleriyle, "MANAVLARIN ECZACILIK" yapabilme başarısı (?!) kadar inandırıcıdır, ah bir inanabilsek..!! Her mihnet için, EY AZİZ VATAN, AFFEYLE BİZİ:((?!
*
GARABET 2:
AKP Eski Milletvekili Şamil TAYYAR:
"Allah'a yemin olsun ki, Eğer 15 Temmuz gerçek manada aydınlanır, bugün 'kahraman' dediklerimizin, darbenin içinde olduklarını göreceksiniz." itirafında bulunarak, mensubu olduğu siyasi anlayışın vebal envanterinde payına düşen mesuliyeti dikkate alarak, belki de kendince vicdan rahatlatma reaksiyonu göstermişe benziyor..!!
EY AZİZ VATAN, AFFEYLE BİZİ:((?!
*
Sevgili okurlarımla,
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, 1927 yılındaki Gençliğe Hitabesi'nde “Memleketin içinde, gaflet ve dalâlet, hatta hıyanet edenler olabilir” diye uyarırken, aynı zamanda da:, bir başka konuşmasında ise “Asil, kahraman bir milletiz, fakat, kahramanı kadar haini de bol olan bir milletiz.” demişti.
Bu elbette yeni bir durum değil. Biz millet olarak bu hainliklere alışkınız. Ancak bu hainlere hak ettiği cezayı vermeye de alışkınız. Milli Mücadele döneminde, İstanbul işgal altındayken, Anadolu direnişi aleyhine yazıp çizen, İngiliz Efendilerine hizmet eden ve Türk Milletine özgürlüğü çok gören içeride hainler vardı. İttihat ve Terakki iktidarına karşı olanlar, savaştan İttihat ve Terakkiyi mesul tutma bahanesiyle düşmanla işbirliği yapan Hürriyet ve İtilafçılar, malum (?!) gazeteciler, tüccarlar vardı.
Bunların en yazılısı ise, Gazeteci Ali Kemal’di. Dahiliye Nazırlığı da yapan bu zat gazetedeki köşesinde Milli Mücadele aleyhine demediğini bırakıyordu. Gün oldu devran dönüp, Milli Mücadele kazanılıp İstanbul kurtarıldıktan sonra, gazetesindeki köşesinde zehir zemberek sözler kusan, hainlik yapan bu zat, Beyoğlu’ndaki bir berberde yakalandı, yargılanmak üzere Ankara’ya getirilirken yolda, İzmit’te linç edildi. Haliyle, yaptıkları ihanetler yanına kar kalmadı..!
GARABET 3:
Aynı şekilde, bilhassa da "15 Temmuz 2016 Hain kalkışmanın siyasi kanadı başta olmak ve iç yüzünün AYDINLATILMASI, gerçek KAHRAMANLARIN ve ihanette bulunanların kimler olduğunun, ortaya çıkarılması ve tarihin saptırılmamasını beklerken; tam aksine şeylere tanık oluyoruz..!! Karanlık olaylar aydınlatılmadığı gibi, "15 Temmuz" üzerinden siyasi tepinmeler, saptırmalar ve istismarlar alabildiğine sürüp gidebilmektedir..!!?? Nereye kadar..? demekle birlikte, yine de ömrümüz yeterse gayesi karanlık olayların aydınlanışını birlikte görürüz... demiş olsak da;
EY AZİZ VATAN, AFFEYLE BİZİ:((?!
*
DEVAMI GELECEK….