Kaç kez hatırlattık, kaç kez uyardık
Düzgün dilim çıkmaz (!!) yamuk karpuzdan
Çıksaydı (!!) mutlaka biz de duyardık
Ayırmak, çok mu zor (?!) şekeri tuzdan
Bir kerecik olsun (!!) sağlıklı düşün
Hak, hukuk gözetle, (!!) ağrımaz başın
Yarına kalmasın (!!) söyleyim peşin
Alırsın payını (!!) azgın kuduzdan
Bu gün akan çeşmen, gün gelir kurur
Her can ettiğini (?!) misliyle bulur
Hesap günü gelir (!!) divan kurulur
Suçluysan asarlar (!!) çatal boynudan
Kime baki kalmış (?!) saraylar, hanlar
Anlayan azdan da (!!) çok şeyler anlar
Tahtından zulümle (!!) bugün duranlar
Yarın adı geçer (!!) zalim soysuzdan
**
Sevgili okurlarım,
Türk Ceza Yasası’na 18 Ekim 2022’de eklenen ve. Hukukçuların, gazetecilerin ve uluslararası kuruluşların; “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” başlıklı olup, "susturmaya" yönelik TCK 217 "SANSÜR YASASI" daha Meclis kürsüsündeyken
etraflıca tartışılmadan (?!) kanunlaşmasıyla acı ve zehirli meyvelerini artırarak vermeye devam ediyor..!!??
Zira bu yasa, özellikle içerdiği kavramların sınırlarının açık olmaması nedeniyle (?!) haklı olarak eleştirilmektedir..!!
Sevgili okurlarım,
Belirsiz kavramlarla yazılmış bir ceza normunun, hukuk devletinde yerinin olmadığı sabit bir hakikatttir...
Zira, “Gerçeğe aykırı bilginin....Kamu barışının...Elverişliliğin” sınırlarının belirlenmemiş olması, bu kanunun, toplum yararından ziyade, tahribat yaratıcı olduğu, yapılan uygulamada görülmüştür..!!
Çünkü belirsizliğin,, keyfiliğe davetiye çıkaracağı öngörülememiş ve muhalefetin yaptığı uyarılara kulak verilmemiştir..!!
18.10.2022’de Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 217 TCK YASASI'na dair yapılan tutarlı eleştiriler, yurt içinden olduğu kadar, yurt dışından da yapılmaktadır..!!
18.10.2022’de Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren TCK'daki bu düzenleme, Venedik Komisyonunca ve ARTICLE 19 gibi uluslararası kuruluşlarca da, öngörülebilirlik kriterini karşılamadığına işaret etmektedir..!!
*
Sevgili okurlarım,
Yapılan bu düzenlemeye dair görüşmeler sırasında siyasal iktidar kanadı, bu tablonun “güvenilir” olduğunu, suçun oluşabilmesi için birden fazla şartın birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, bunun ise pratikte son derece zor olduğu, Gazetecilik faaliyetlerinin ve eleştirel açıklamaların kapsam dışında kalacağı ifade etmişlerdi..!!! Ama dediklerinin tam tersi uygulamalar yapılmakta ve Yasa maddesi yürürlüğe girmesiyle birlikte gazeteciler bu maddeden sorgulamaktan ve peş peşe tutuklanmaktalar. !!??
Oysa Anayasa Mahkemesi, bu suçun ancak belirli ve dar koşullar altında oluşabileceğini açık biçimde ortaya koymuştur...
Bu gün gelinen nokta; o dar çerçevenin ve o güvencelerin olmadığı görülmekte..!!
Yani, bugün yasa olması gerektiği gibi düzenlenmek yerine, bilakis, geniş yorumlayarak, adeta bir susturma aracına dönüşmüştür...!!
Bu noktada dikkat çekici olan bir diğer husus da, 217/A’nın yalnızca mahkûmiyet kararları üzerinden değil, failin, haberin gerçeğe aykırı olduğunu bilmesi ve sırf kamuoyunda panik yaratma amacıyla hareket etmesi gerekiyor...
Bir zamanlar “AYM’nin kararına uymuyorum, saygı da duymuyorum” diyen bir Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı olduğu unutulmuş değil..!!??
*
Hasılı, sevgili okurlarım,
Günümüzde soruşturma açılması, gözaltı işlemleri, tutuklama tedbirleri ve uzun yargılama süreçleri… Nihâi karar ne olursa olsun, bunların hepsi gazetecilik faaliyetleri üzerinde belirgin bir baskı oluşturmaktadır. Aylar süren soruşturmalar… Bitmeyen davalar…Gözaltı tehdidi… Tutuklanma ihtimali… Yani beraat etseniz bile, adeta keyfe keder cezalandırılabiliyorsunuz..??!!
Buna, hukukun tatbiki değil; "korkunun rejimi!" demek yerinde olur..!!
Gazeteciler;
Yanıltıcı değil, bizzat belgeler yayımlayarak haber yaptıkları ve kamu yararına kamuoyunu bilgilendirdikleri için, birer beşer tutsak edilerek, gazetecilik yapmaları engellemektedir..!!
Sorulması gereken çok basit bir soru var:
Gerçek olan bir haberin “yanıltıcı” olabilmesi mümkün müdür...??
Ceberrutlukta sınır ve hukuk tanımayan iktidar için,
217/A maddesi bir ceza normu olmaktan çıkmış, adeta gazetecilerin başında sallanan Demokles’in kılıcına dönüşmüştür..!!!
Bu uygulamaların ortaya koyduğu sevimsiz örnekler, saymakla bitmez..!!
* Hakikatler ışığında, cansiperane gazetecilik yapmayı ilke edinmiş Merdan Yanardağ susturulmak istendi, 151 gündür tutuklu...!!??
* Aynı zamanda, ülke tarihinde görülmemiş bir kumpasla Tele 1’e çöküldü. Ama yılmayan Merdan Yanardağ, Silivri zindanında hücresinde yazıları ile topluma ışık tutmaya devam ediyor...
Aynı şekilde, arslanlar gibi duruş sergileyerek, gazetecilik yapmaktan tutuklanan Alican Uludağ, İsmail Arı ve sayısı hergün artan gazetecilerin gazetecilik yapmaları kumpaslarla tutsak edilip içerde tutulmaktadırlar..İddianamelerle ilgili bir adım atılmamakta..??!!
Çünkü siyasal iktidar, muhalefet yapılmasından haz etmiyorum, istemiyor..!!! Eleştirisiz, neden, niçinsiz ve haberden haberdar olmayan bir ülke istiyor..!!
Ama iktidarın unuttuğu, göz ardı ettiği bir şey vardır; o da hakikatlerin, ortaya çıkma gibi bir inatçılığının olduğudur...
Bir gazeteciyi susturmak, bir başka gazetecinin ve yazarın yazmasına engel olamazsınız..!!
Tiran anlayışla bir kalemi kırsanız bile, bin kalemin yazmaya devam edeceği unutulmamalı..!!
Netice olarak, her geçen gün daha da gözü dönmüş bir halde, olmadık hukuksuzluk yapmaya çalışan iktidarın yapmak istediği; gazetecileri değil, gerçekleri yargılamaktır... ??!! İstismarı olağanlaştıranlara, (her kimler olursa olsun) lanet olsun...!! Kahrolsun..!!
Karanlığın en koyu zamanı, şafağın sökmek üzere olduğu andır..!! UNUTULMASIN..!!
NOKTA..!!
*