Kabahat kömür çuvalı
Sırtına alan bulunmaz
Cırtlak ses veren kavalı
Lütfedip çalan bulunmaz
Hemi billah, Hemi vallah
Dürüstlüğe dosttur Allah
Münafık (!!) kulun inşallah
Namazın kılan bulunmaz
Hak bilmez tiran (!!) hakandan
Beytulmala kem bakandan
Zulmedenden. can yakandan
Şadolup, gülen bulunmaz
Hak hukuku bilen yerde
Hakkaniyet olan yerde
Hoş sedalar gelen yerde
Çalan ve talan bulunmaz
**
Sevgili okurlarım,
Oh ne ala memleket..!!
"Bizim Cumhurbaşkanı" Erdoğan, İmam Hatip Çıkışlı olması cihetiyle (?!) mikrofona üflemekle hayli haz aldığına aşinayız..?!
Hele ki, eline aldığı "havuz" marka mikrofon üflerken bir de karşısında "padişahım çok yaşa" ekibi vaziyet almışsa, (?!) kim zaptedebilir ki "muhterem Cumhurbaşkanımızı" ..!!??
Bilhassa her yaptığı konuşmalarla, kurduğu "yeşil ihramlı" sözleri sıralarken,, adeta
"miraca çıkma" görüntüsü vermekte oldukça mahirdir..!!
Bu girizgahın ardından asıl mevzuuya intikal edecek olursak; her nutkunda, az öncesini unutur gibi yapıp (?!) toplumun hatırlama hafızasının ayarlarıyla oynamadan hayli "feraset" gösteren
" Uzatmalı Cumhurbaşkanımız" Erdoğan, 8 Ekim 2024'de yaptığı konuşmada bakınız neler söylemiş:
“Terör, uyuşturucu, alkol bağımlılığı, sapkın akımlar, suç çeteleri ve kaybettiğimiz her gencin vebali hepimizin üzerindedir.”
Sevgili okurlarım,
Toplumun genel durumunu esas alan bir konuda, devletin doğrudan ve öncelikli olarak üstlenmesi gereken bir hususta, topu taca atanmasına (?!) “Terör, uyuşturucu, alkol bağımlılığı, sapkın akımlar, suç çeteleri ve kaybettiğimiz her gencin vebali hepimizin üzerindedir.” deyip, mesuliyeti, adeta millete taksim etmek istemesi, bana bir hususu hatırlattı:
Hani öğrenci sınavda başarısız olup, "sıfır veya bir" aldığında, babasına şöyle yansıtır:
"Babacığım, Ahmet öğretmen bana bir verdi..!"
Aynı öğrenci, bir başka sınava hazırlıklı girip, "tam not 10" aldığında ise, kale fethetmişçesine (?!) annesine şöyle seslenir:
"Anneciğim Ayşe öğretmenden "10 aldım..."
*
Haklı olarak, Anne veya baba, şöyle derler;
"Evlat, 10'u da, sıfırı da alan sensin; " neden 10'u sen alıyorsun da, "bir"i veya "sıfır"ı öğretmen veriyor ki..?!
*
Aynı şekilde millet olarak, bizi ve devleti yönetenler, başarılı sonuçları sahiplenirken,
Ülkedeki olumsuzlukların vebalini neden hepimize taksim etmeye kalkışırlar ki...??!!
Ülkeyi biz mi yönetiyoruz ki..??!!
Anlaşılır gibi değil..!!
Bu durumda, karşıdaki cumhurbaşkanı da olsa; diyenker, şöyle derler:
* Eğer suç çeteleri gemi azıya almışsa...
* Gençler gençleri öldürüyorsa...
* Kadınlar sokakta, evde, işyerinde, çarşıda katlediliyorsa...
* Bebeklerin canına kıyılıyorsa...
* Kadın polis, vurulup öldürülüyorsa...
* Cinayetler her geçen gün daha da korkunçlaşan bir vahşete dönüşüyorsa...
* Uyuşturucu çeteleri her yanı sarmışsa...
* İnsanlar cinayet makinesine dönüştüyse...
* Ülkede gerilim ve kutuplaşma ürkütücü boyutlara vardıysa...
* Ekonomik durum berbatsa...
* Türkiye toplumsal bir çürüme içindeyse...
* Yetişmiş doktorlarımız ve yetenekli gençlerimiz başka ülkelere kaçıyorsa...
* Asgari ücretliler, emekliler açlık sınırında yaşıyorsa...
* Milli Eğitim başta olmak üzere hemen her alanda çöküş devam ediyorsa...
SÖYLER MİSİNİZ;
NEDEN SUÇ HEPİMİZİN OLUYOR Kİ..??!!
ÜLKEYİ VATANDAŞ OLARAK MİLLET Mİ YÖNETİYOR Kİ, KABAHATE VEYA BAŞARISIZLIĞA ORTAK OLSUN..??
*
Mesuliyete ortak edilmeye çalışılan millet haliyle devketi yönetenlere şu soruları da sorma hakkını kendisinde görüyor:
* İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılırken millete mi soruldu?
* Türkiye’yi geriye götüren kararları biz mi alıyoruz?
* Ekonomide ve siyasette hedefler tutmadıysa, enflasyon hayatı karartıyorsa sorumlusu vatandaşlar mı?
Sevgili okurlarım,
Netice olarak, AKP'nin, 24 yıllık, sorgulanacak "sıfırlık veya birlik" icraatlarının Türkiye’yi getirdiği nokta budur..??!!
Tekrar edecek olursak,
Bu acı durumun sorumlusu vatandaş olamaz..!! İlk ve tek sorumlu, ülkeyi yöneten iktidardır!
AKP'ce yapılan yanlış uygulamalar, unutturulmaya çalışırsa da, canı yanan millet, bilhassa da aşağıdaki kararları unutmayacaktır..!!
Adeta yoksulluğu yönetmeye odaklanan AKP'ye, millet şöyle demektedir:
* Meclis’ten bugüne kadar halk yararına, vatandaşları rahatlatacak tek bir yasa çıktığını görmedik.
* Hep halkın yaşamını ağırlaştıran yasalar kabul edildi.
* Muhalefet partilerinin millet lehine hazırladığı bütün yasa teklifleri Meclis’te AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi..!!
* Ülkenin, Cumhuriyet kazanımları olan kaynakları millet yararına değerlendirmek varken, peygamberlerin ettikleri yandaş, harami kesime, çerez parasına boca edildi...
* Orta gelirli grup olarak nitelenenlerden, iktidara mesafeli kalanlar, "sadakalık grup" haline düşürüldü..!!??
...Ve daha sayamayacağımız nice kabahat türü şeyler..!!
Sevgili okurlarım,
Tüm bunlara rağmen iktidar halen kendini hatasız ve başarılı görmekte ısrar ediyorsa, söylenecek söz tükenmiş demektir..??!!
Bu denli yanlış ve yanlı (?!) uygulamaların "kifayetsiz" aktörlerine şu atasözlerini hatırlatarak sözü noktalayalım:
“KABAHAT GELİN OLMUŞ, AMA KİMSE ALMAMIŞ...."
KABAHAT KÖMÜR ÇUVALINA BENZEDİĞİNDEN, SIRTLAYAN OLMAZMIŞ..!!"