Sevgili okurlarım,
Eline aldığı konuyu, dizelerinde dantel gibi işlemede "üstat" denilen nadir şairlerden olan Ümit Yaşar Oğuzcan'ın aşağıdaki şiiri bana gönderen ve gönderirken de "nerde bunun naziresi?" dediğini duyar gibi olduğum, arkadaşım Sayın Mehmet Ramiz Bakır'ın bu olası beklentisini boşa düşüremezdim... "RABBİM, İÇERİDEN VE DIŞARIDAN KİRE BATMIŞ LİDERLERE ÜLKEMİZİ YÖNETME FIRSATI VERMESİN..?!" Diyor, Ümit Yaşar Oğuzcan'ın dizelerini ve yazdığım nazireyi birlikte okuyalım;
*
Günlerden bir gün Hamama gideceği tuttu Sadrazam hazretlerinin
Bir yanında birinci veziri
Bir yanında ikinci veziri
Bir yanında üçüncü veziri
Sonra efendime söyleyeyim
Peşkircibaşı
Nalıncıbaşı
Sabuncubaşı
Velhasıl tam dört yüz kişilik kafile
Peştamal takıp girdiler hamama
Geçtiler kurnaların başına
Üçer beşer
Sadrazam deseniz
Kuruldu göbek taşına
Yan gelip yattı
Memleketin en ünlü tellakları
Sardılar dört yanını
Kimi elini kaptı, kimi bacağını
Bir keseleme sürtme faslı başladı
Tam on iki saat
On iki ünlü tellak
İncitmeden keselediler
Hazretin mübarek vücudunu
Öylesine kir çıktı ki sormayın
Her biri nah parmağım gibi
Aman efendim bu ne kiri
Demeye kalmadı
Keselerin altında eriyip gitti
Koskoca sadrazam
Bütün maiyet erkânı yerinden fırladı:
Nettünuz devletliyü
Dediler tellaklara
Tellaklar cevap verdi:
- Biz yıkadık, keseledik
Devletlinin kirden ibaret olduğunu bilemedik
Suç bizde değil
Neyleyelim
Kir bitti
Sadrazam elden gitti
*
NETTÜNÜZ DEVLETLÜYÜ..?!
Kire batmış sultanın, hamama yolu düştü
Yattı göbek taşına; sanırsın ölü düştü
Fır döndü etrafında; on iki tellak birden
Yumşadıkça Sultan'ın, yanlara eli düştü
Sultana kese atan, on iki ünlü tellak
Göbek taşına aktı, kirleri parmak parmak
Eridi bitti sultan; gerek kalmadı sarmak
Sanki görünmez atın, son kalan nalı düştü
Buharı baştan aşan, hamamda vakit gündüz
Avenenin sayısı; tamı tamına dört yüz
Vezirler hesap sordu: "Sultanı neyledünüz?"
Tellakların başına, Temmuz'da dolu düştü
Geçtiler savunmaya, on iki tellak birden
"Devletlü ibaretmiş, meğerse pastan kirden
Az önce duruyordu, mübarek orta yerden
Sanki dönülmez yere, savruldu, külü düştü"