SAKINCALI PİYADE..!

  • Yazar :ALİ DAL
  • Eklenme Tarihi :24.01.2023 09:14

 Hakikate yürüdüğüm ülkemde

Aslını inkarda gölgeler gördüm

"İhanet yok!" dedim benim ilkemde

Harami soyunda öfkeler gördüm

 

"Sakıncalı Piyadesin...!" dediler

Doğru olan her ne varsa eğdiler

Soğuk prangaya "tutu" verdiler

Hukuku hapseden töreler gördüm

 

"Sakıncalı Piyade" den sayarak

Cüppesi düğmeli" kula uyarak

"İşlenmemiş suçlarımı" sayarak

Bana kalem kıran yöreler gördüm

 

Uyandığım Ankara'nın sabahı

"Kahvaltındır" diye sundu eyvahı

Kar üstünde karanfilin son ahı

Duyulurken yerde pareler gördüm

 

Kırık gözlük, yazmaz kalem, suskun dil

Kaplayan sessizlik, korkudan değil

Eğil salkım söğüt, son defa (!) eğil

Dermanı gecikmiş (!) yareler gördüm

 

Baş bilgisiz ise, kul fikir zede

Aslına bak, gölgelerden ziyade

Söz söylerken "Sakıncalı Piyade"

Hakikatten kaçan fareler gördüm

 

Sevgili okurlarım;

Bu gün 24 OCAK:

Kırmızı karanfilin beyaz kar üstüne düşüp bayraklaştığı gün..!

Bir kırık gözlük merceğinden, "kırk parçalı dünya" günü..!

Kışlada "bir Sakıncalı Piyade" nin, firari

sayıldığı gün..!

Bugün, "SAKINCALI PİYADE" nin arkasından "UĞURLAR OLSUN" öyküsünün yazıldığı ve ezgisinin nağmelendiği gün..!

.. Ve hayatı boyunca uğradığı ilk iki suikasti atlatıp, üçüncüsünde 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giden hakikat ehli, yurtsever basın şehidi, sakıncalı piyademiz Uğur Mumcu'muzu Hakk'a uğurladığımız gün..!

 

Sevgili okurlarım,

Ülkenin acı, tatlı, düşündürücü ve dikkat çekici gerçeklerini ok gibi hedefe fırlatan ve bu yönüyle milletin gönlünde yer alan ve tarihe nakşolan Uğur Mumcu'muzla ilgili yorum yapmayı bu gün bir kenara bırakıp, kendini, kendi yazdığı "Sakıncalı Piyade" den dinleyelim...

Ama önce Aziz Nesin'in, "Sakıncalı Piyade" Uğur Mumcu için neler söylemiş onu hatırlayalım:

Gülmece edebiyatinin nadide örneklerinden biri!  1970'li yıllarda Türkiye'deki özgürlüğün, insan haklarınin, hukukun nasıl ayaklar altına alındığını anlatan, tek kelimeyle ağzınız açık okuyacağınız bir çalışma... Kendi yazdıklarıma gülmem, gülemem, ama senin yazdıklarını gülerek okudum. ‘Acı acı gülmek’ deyimi vardır ya, işte öyle acı acı güldüm."

*

Sevgili okurlarım,

 

Kırık gözlüklü dev adam," Sakıncalı Piyademiz" 12 Mart döneminde yaşanan ilginç olayları, ülkede yaşanmış ve yaşanması muhtemel acı gerçekleri,

"Sakıncalı Piyade" kitabında:

 "Askere gitmek için başvurmasına rağmen “firari” olmakla suçlanışını, hukuk profesörlerinin askerlerin başkanlığındaki sıkıyönetim mahkemelerinde albaylar tarafından haksız yere yargılanışını, askere alınan kişilere karşı asılsız suçlar yaratılmasını ve hukuk skandallarını eleştirir. Delil bulunmaksızın, sadece solcu oldukları için mahkûm edilenlerden; Hukukun üstünlüğünün ve kuralların yok edilişini savunuyor.

 Uğur Mumcu, kitabın sonlarına doğru askerlik anılarına yer veriyor... Uğur Mumcu, yedek subay olarak askerliğini yapacakken, er olarak askere alındığını ve en ağır işlerde nasıl çalıştırıldığını “sakıncalı piyade” sıfatıyla anlatır. Uğur Mumcu, bir yazısında kullandığı “Ordu uyanık olmalı” sözleriyle “orduya hakaret” ve “bir sosyal sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde hâkimiyet kurma” suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alınır. 12 Mart askerliğini yapmaya hazırlanırken. Mamak Askeri Hapishanesi’nde pek çok aydınla birlikte yaklaşık bir yıl geçiren Uğur Mumcu, bu davadan 7 yıl hapis cezasına çarptırılır. Burada Profesör Uğur Alacakaptan ile bir süre cezaevinde kalır. Ancak, daha sonra Yargıtay kararı bozar ve serbest bırakılır. Bu olaydan sonra Mumcu, askerliğini 1972-1974 yılları arasında Ağrı’nın Patnos ilçesinde resmi tanımıyla “sakıncalı piyade” olarak tamamlar. Patnos’ta askerliğini ağır şartlar altında yaparken, uzun süredir devam eden ülser nedeniyle mide kanaması geçirir.

Sevgili okurlarım,

“Sakıncalı Piyade"  ilginç konusu ve yazımı ile çok ünlenir ve Uğur Mumcu’nun en bilinen eseri olur.

Daha sonra da, “Sakıncalı Piyade” terimi, devlet gücünü kötüye kullananlara karşı duranlara verilen bir unvan haline gelir...

İşte böyle, değerli dostlar...

İki kapılı bu handa bir “Sakıncalı Piyade” böyle gelip geçti...

Manevi huzurunda SEVGİYLE, özlemle ve rahmetle yadediyoruz.