Düşüncesi fasık, niyeti fasık
İmama itibar etmek yok bizde
"Uydurma hadisi, ayeti" fasık
İmama itibar etmek yok bizde
"İndirilmiş Kur'an" başımız üstü
Onun ile çarpar döşümüz üstü
Halis niyetimiz arşımız üstü
Riyaya itibar etmek yok bizde
İnkarımız olmaz (!!) Ata'ya karşı
Kılıçtan keskiniz (!!) hataya karşı
Hesapta (!!) hazırız Hüda'ya karşı
Ribaya (!!) itibar etmek yok bizde
Akıl ve ilimle kopmaz bağımız
Sevgiyle yükselir gönül dağımız
Aydınlıktır giden, gelen çağımız
Softaya itibar etmek yok bizde
*
Sevgili okurlarım,
Yazı başlığında, "mutmain" kelimesini mutlaka ve bilhassa kullanmış olmamın esbab-ı mucizesi, yani gerekçesi kelimenin içeriğinde saklı olduğunu ifade ederek söze gireyim...
İslami pencerede Mutmain;
Sıkıntıdan sükûnete, karışıklıktan düzene ermek, sakin ve ber-karar olmak, bir şey veya bir kimseye itimad etmek, rabt-ı kalb ile güvenmek ve onunla huzura ulaşmak demektir.
‘Emin olan, gönlü kanmış ve inanmış’ anlamına gelen "Mutmain" kelimesi, bilhassa dini açıdan cümle söz konusu olduğunda daha çok kullanılır...
Ama ne var ki, bundan önce 8 yıl Diyanet İşleri Başkanlığı yapan Prof. Dr Ali Erbaş döneminde Diyanet'in adeta dibine kadar siyasallaştırılmış olması, terimlerin de içini boşaltmıştır..!!
İşte bu nedenledir ki, Diyanet olarak 90 bin camide hutbe okutulmasına, dört vaizi seferber edilmesine rağmen, “Okullarda Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin Hayatı derslerinin seçilme oranlarının, bazı illerde yüzde beşlere kadar düştüğüne tanık olmaktayız..!!.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığı’nın görev alanında olsa da Diyanet İşleri Başkanlığını da ilgilendirmektedir..!!
Sevgili okurlarım,
Diyanet İşleri Başkanlığının, 140 bin çalışan ile 90 bin camide, Kur’an Kurslarında, gençlik merkezlerinde, Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarında, hatta okul öncesi 4-6 yaş grubunda⁵ yerine getirilmesine rağmen (?!) Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin Hayatı derslerini seçenlerin oranı yüzde 5’lere kadar düştüğü, manidar bir durumdur..!!??
Sosyal hakikatleri, tek bir sebebe bağlamak yanlış olur..!!
Olumsuz gelişmelerin açıklamasını yapacak olanların, özeleştiri yapmaları da gerekmektedir..!!
Sevgili okurlarım.
Eski Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ın ve. yakın ekibinin onarılması güç, kaldırılması mümkün olmayan bir enkaz bıraktığını,
göz ardı edemeyiz??
Gelirleri bağışlardan olan Diyanet Vakfı Üniversitesi'nden ikinci maaşını alan Başkanın, makam otomobilleri, lüks ve şatafatlı hayatı, otel toplantıları, gezileri, bilhassa da, Diyanet’i kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e karşı vefasızlıkları, toplumun hafızasında kapanmaz gedik açmıştır..!!
*
Sevgili okurlarım;
Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan Diyanet; Atatürk'e ahde vefasızlıkta sinir tanımazken; Dünya lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'le ilgili olarak 49 ülke liderlerinin ve dünya basınının ortak görüşte buluşup; "Atatürk; uluslararası anlayış, iş birliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı gözetmeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.
Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatan, çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye'nin doğması yeni Türkiye'nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan edip koruyan, giriştiği derin ve geniş inkılaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini başarıyla taçlandıran vevşu ana kadar bir örneği olmayan önderdir..."
derken; Bilhassa Diyanet Yöneticilerinin Atatürk'e karşı, inkar görüntüsü vermeyi sürdürmesi; izahı mümkün olmayan gaflet ve dalalet halidir..!!
*
Sevgili okurlarım.
Yerine atanan Diyanet Başkanı Safi Arpaguş, başlangıçta, olumlu adımlar atmış olsa da, geride kalan dokuz aylık süreçte; önceki Başkan Ali Erbaş'ın çizgisini takip etmesi, toplumda hayal kırıklığı yaratmıştır..!!
Bilhassa sözüne güvenilir bir kısım Diyanet mensuplarının. değerlendirmelerinde; ciddi krizlerin kapıda olduğu belirtilmekle birlikte;
Diyanet’e güvenin, okullarda seçilen ve yüzde beşlere kadar gerileyen seçmeli din derslerinin daha da aşağılara inmesi kaçınılmaz bir gerçek olduğu vurgulanmaktadır..!!
Sevgili okurlarım,
Diyanet’in siyasetle yakın ilişkisi, hatta girift oluşu herkesin dikkatini çekerken, alabildiğine rahatsız yaratmaya devam ediyor..
Bir başka düşündürücü durum ise;
Diyanet İşleri Başkanı olarak atanan Safi Bey'in, dokuz ay içinde 17 yurt dışı seyahati yapmış olmasına rağmen, halen Anıtkabir’e gitmemekteki tavrı devam edişidir..!!??
Fazla söze gerek var mı..??!!
Ezcümle, Vatandaşın, "Kırmızı çizgimizdir" dediği Atatürk hassasiyetine rağmen, Diyanet'te, Dürrizade'nin, Fesli Kadir'in, Ebusuud'un, İskilip Atıf'ın ve benzeri anlayış sürdürülmekteyse;
Mütedeyyin vatandaşa; "SÖYLE İMAMINI, SÖYLEYİM MUTMAİN CEMAAT SAYISINI..!!" deme hakkı doğar..!! NOKTA..!!