(İkinci Bölüm)
Sevgili Okurlarım,
Her sabah uyanıp, görsel ve yazılı basına göz gezdirmeye başlarken, adeta elim yüreğimden gitmiyor, acaba hangi ihanet, hangi cinnet, hangi cinayet, hangi şiddet haberleriyle karşılaşacağım diye..??!!
"Ne oldu bize, ne hale geldik ve getirildik böyle..?!"
Vatan ve bayrak bilinci, tarihe sadakat, kültürle özdeş yaşama, bilhassa da "hak, hukuk, adalet" ilkesine uyum bakımından, bir başka hal aldık..!! Ayna karşısında kendimizi seçemez olup çıktık..!!
Bilhassa da inanç, ibadet tacirliğini kazanç kapısı etmiş, utanmazlığı "pişkinlik ve erdem" haline getirmiş bir kısım siyasetçi tiplerinin entrikalarına aldanıp fırkalara bölünerek, tanınmaz hal aldık..!!
Emperyalist milletlerin ülkemizi işgal ve paylaşım günlerini, bunlara karşı verilen kurtuluş mücadelelerini, Çanakkaleleri, Dumlupınarları, Sakaryaları, Sarıkamışları, verilen yüzbinlrce şehidi, gaziyi unutur hale getirildik..!!
Bu ülkenin, bu Cumhuriyetin çok zor şartlar altında kurulduğunu, adeta aklımızdan çıkardık..!! Ülkenin banisi Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve kahraman silah arkadaşlarına küstahça yapılan sataşma va saldırılara suskun kaldık, kalmaktayız..!!??
Unutanlara veya İnkara kalkışanlara Büyük Önder G.M.Kemal Atatürk'ün, canını feda edercesine neler yaptıklarını
unutmuş olamayız..!!
G.M.K.Atatürk,
Amasya genelgesini yayınlayıp kongreyi toplamak için Erzurum’a gittiğinde, İstanbul işgal altındaydı. İzmir İşgal altındaydı. Bir avuç Anadolu toprağı, emperyalist güçler tarafından paylaşılmıştı. Mustafa Kemal, bu işgal güçlerine karşı Mili Mücadele ateşini yakarken, İstanbul sarayında işgalcilere teslim olan son Osmanlı padişahı ve Damat Ferit, telgraf üstüne telgraf çekerek, İngilizleri daha fazla öfkelendirmemek için Milli Mücadeleyi bırakmasını söylediler.
“Hayır! Bırakmam!“ dedi Mustafa Kemal.
“O zaman seni görevinden azlediyorum ve tüm yetkilerini geri alıyorum!“ dedi İstanbul sarayı.
“Fark etmez!“ dedi büyük önder. Çok sevdiği asker elbisessini çıkarıp sivilleri giydi. Giyecek sivil elbisesi bile yoktu, Erzurum Valisi’nin sivil takımını ödünç aldı.
Tayyip Bey, size hatırlatırım ki, Mustafa Kemal’in diplomasını da iptal ettiler..))!!
Kazandığı onca zaferlere rağmen bu yüce gönüllü insanı askerlikten ihraç ettiler -ki o zamanlar gencecik bir paşaydı.
Çanakkale’de destan yazan bu büyük komutanın mesleğini elinden aldılar.
Bununla kalsa iyiydi, idam kararıyla hakkında yakalama emri çıkardılar. Eğer becerebilseler yakalayıp idam edeceklerdi. Çünkü emperyalist ağababaları böyle istiyordu.
Ama Mustafa Kemal başardı.
Erzurum’dan sonra Sivas kongresini topladı. Oradan Ankara’ya geçip meclisi kurdu.
Çorapsız, çarıksız askerlerle ve dipçiği kırık tüfeklerle koskoca bir Milli Direniş Destanı yazdı. Yani "biz bu ülkeyi sokakta bulmadık" diyebilen Tayyip Bey, Doğru söylemiştir..))
Madem ki biz bu ülkeyi sokakta bulmadık...
Madem ki, bu ülke uğruna yüz binlerce şehit verdik, lütfen kendinize gelin..! Evet evet yeter artık bu hoyratlık..!! Kendinize gelin artık. Muktefir olmanın hudut tanımaz hırsı ile her yapılan şeyler, ülkemizi çok kötü yerlere götürüyor..!!
Bu bilinçle;
"Yaşasın laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti!
Yaşasın parlamenter sistem!
Yaşasın adalet!
Yaşasın özgürlük!
Kahrolsun baskı, zulüm ve faşist zorbalıklar..!!" diyerek seslerini yükselten, meydanlara, sokaklara sığmaz hale gelen Vatan evlatlarına kulak verip, bu ülkeye reva görülen ihanetlere geçit verilmesin artık..!!
*
SORMAYIZ..!!
Vatan, bayrak sormayız, soysuzluk edenlere...
Çünkü onla ülkeyi parsel parsel satandır...
Örümcek kafalara, kokuşmuş bedenlere...
Ne bu gün, ne de yarın, Vatan, bayrak sormayız...
"İki Ayyaş" diyerek, ecdada sataşanlar...
Küstahça saldırandan (!) hududunu aşandan...
Kuytularda tüneyen, hurafe dolaşandan...
Böylesi ruhsuzlara, vatan, bayrak sormayız...
İlahi ya İlahi, sen bilirsin İlahi...
Sahteye, sahtekara, diz çökmedik vallahi...
Alınları secdede, kalkmamış olsa dahi...
Mescid, mabet sormayız (!!) vatan bayrak sormayız...
Kanı bozuk haine, güvenmeyiz vatanı...
Şahsi ikbal uğruna, paketleyip satanı...
"Şüpheli abdest ile"", yalan nutuk atanı...
Nerde olsa tanırız (!!) vatan, bayrak sormayız...