ABD DESTEKLİ GRUPLARIN İRAN REJİMİ İÇİN OLUŞTURDUĞU TEHDİTLER - Hatay Söz Gazetesi

ABD DESTEKLİ GRUPLARIN İRAN REJİMİ İÇİN OLUŞTURDUĞU TEHDİTLER

  • Yazar :ERDAL KESİN
  • Eklenme Tarihi :13.03.2026 07:05

İran, bugün sadece nükleer programı veya nükleer müzakerelerdeki tıkanıklıkla değil, aynı zamanda iç dikişlerindeki etnik ve mezhepsel çatlaklarla büyük bir beka sınavı veriyor. Özellikle Beluçistan ve Kürt bölgelerinde yoğunlaşan ayrılıkçı eğilimler, Tahran yönetimi için sadece bir iç güvenlik meselesi değil, ABD’nin bölgesel stratejilerinin bir parçası haline gelmiş durumda.

 

Yaklaşık 15 milyonluk nüfusuyla Pakistan, Afganistan ve İran arasında bölünmüş olan Beluç halkı, tarihsel bir travmanın taşıyıcısıdır. İran’ın Sistan-Beluçistan eyaletinde yoğunlaşan Sünni Beluç nüfusu, Gurr’un (1970) "göreli yoksunluk" (İnsanların hak ettiklerini düşündükleri (beklentileri) ile fiilen elde edebildikleri (imkanları) arasındaki fark) teorisini doğrularcasına, ekonomik geri kalmışlık ve mezhepsel dışlanmışlık kıskacında radikalleşmektedir.

Benzer bir kriz, ülkenin batısında, terör örgütü PKK’nın İran yapılanması olan PJAK’ın faaliyet yürüttüğü Kürt bölgelerinde de yaşanıyor. Mearsheimer’ın (2001) 'gerçekçi' bakış açısına göre; devletler rakiplerini doğrudan savaşla alt etmek yerine, onları içten zayıflatacak 'vekil güçleri' kullanmayı tercih ederler. Bu bağlamda ABD ve müttefiklerinin PJAK gibi gruplara verdiği destek, aslında İran’ı kendi iç sorunlarıyla meşgul ederek bölgedeki gücünü kırma ve dengeleme stratejisinin bir parçasıdır.

Sistan-Beluçistan, İran'ın yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgelerden biridir. Bu ekonomik boşluk, dış destekli Ceyş el-Adl gibi silahlı gruplar için ideal bir zemin hazırlamaktadır. Eğer Tahran, sosyo-ekonomik kalkınmayı önceliklendiren ve etnik/mezhepsel temsiliyeti artıran yapısal reformlara gitmezse, ülkeyi çok cepheli bir iç çatışma riski beklemektedir. Takeyh’in (2009) vurguladığı üzere, etnik kartların istismarı İran’ı içeriden sarsabilecek en etkili araçlardan biridir.

İran için çıkış yolu, sadece baskıcı güvenlik politikalarına sarılmak değil; Sistan-Beluçistan ve Kürt bölgelerinde kapsamlı kalkınma hamleleri başlatmaktır. Sınır güvenliğinde komşularla (Türkiye, Pakistan, Irak) yapılacak samimi iş birlikleri ve yerel halkın kültürel haklarının tanınması, dış müdahalelerin zeminini kurutabilir. Aksi takdirde, bu fay hatları sadece İran’ı değil, En basit ifadeyle Çin’in CPEC gibi devasa yatırımlarını (CPEC; Çin’in batısını (Sincan bölgesi), Pakistan üzerinden Umman Denizi'ndeki Gwadar Limanı'na bağlayan (Kuşak ve Yol Girişimi olarak bilinen) dev bir ticaret, enerji ve altyapı ağıdır.)  da içine alan bölgesel büyük bir krize gebedir. Küresel güç rekabetinin ortasında kalan bu kadim coğrafyada huzur, ancak adil bölüşüm ve kapsayıcı bir siyasetle mümkün olacaktır.

 

Kaynakça

-Gurr, T. R. (1970). Why Men Rebel. Princeton University Press.

-Mearsheimer, J. J. (2001). The Tragedy of Great Power Politics. W. W. Norton & Company.

-Takeyh, R. (2009). Hidden Iran: Paradox and Power in the Islamic Republic. Council on Foreign Relations.

-Pant, H. V., & Singh, R. (2017). "China–Pakistan Economic Corridor: The Strategic Fallout". Asian Security.

-Chubin, S., & Litwak, R. S. (2007). Nuclear Iran: The Challenge to Global Security. Blackwell Publishing.