BANDIRMA VAPURU - Hatay Söz Gazetesi

BANDIRMA VAPURU

  • Yazar :ERDAL KESİN
  • Eklenme Tarihi :19.03.2026 19:10

1919 yılının baharında Anadolu karanlık bir dönemin içindeydi. Mondros Mütarekesi’nin ardından Osmanlı Devleti’nin orduları dağıtılmış, limanları işgal edilmiş, şehirlerinde yabancı bayraklar dalgalanmaya başlamıştı. Umutsuzluk, yorgunluk ve belirsizlik halkın ruhuna çökmüştü. Fakat tarihin akışını değiştiren büyük dönüşümler çoğu zaman mütevazı başlangıçlarla ortaya çıkar. Türk milletinin kaderini değiştiren yolculuk da işte böyle bir başlangıçla, eski ve yıpranmış bir geminin güvertesinde başladı: Bandırma Vapuru.

Aslında Bandırma Vapuru, bir kahramanlık destanının başrol oyuncusu olacak şekilde tasarlanmış bir gemi değildi. 1878 yılında İskoçya’da inşa edilmiş, yıllarca yük ve yolcu taşımış sıradan bir posta vapuruydu. Osmanlı Devleti tarafından satın alındıktan sonra Marmara ve Karadeniz’de çeşitli seferlerde kullanıldı. Yılların yorgunluğunu taşıyan bu gemi, 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan ayrılırken belki de tarihin en önemli görevlerinden birini üstlendiğinin farkında değildi.

Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki 18 subay, çeşitli görevliler ve mürettebatla birlikte toplam 70’i aşkın kişi, görünürde “9. Ordu Müfettişliği görevi” kapsamında Samsun’a gitmek üzere vapura bindi. Ancak bu yolculuğun gerçek anlamı çok daha büyüktü. İstanbul işgal altındaydı ve Anadolu’da başlayacak direnişin ilk adımı bu yolculukla atılacaktı.

Karadeniz’in hırçın dalgaları arasında ilerleyen Bandırma Vapuru’nun pusulası sağlıklı çalışmıyor, gemi oldukça eski olduğu için yolculuk risk taşıyordu. Buna rağmen kaptan İsmail Hakkı Durusu ve mürettebat kıyıya yakın rota izleyerek gemiyi güvenle ilerletmeye çalıştı. Üç gün süren zorlu yolculuğun ardından 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun limanı göründüğünde, aslında yalnızca bir gemi değil, bir milletin yeniden doğuşunun ilk adımı karaya ulaşıyordu.

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı kısa sürede Anadolu’da millî direnişin örgütlenmesine yol açtı. Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ve nihayetinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması bu sürecin devamı oldu. Böylece Bandırma Vapuru yalnızca bir ulaşım aracı değil, Türk milletinin bağımsızlığa yürüyüşünün sembollerinden biri olarak tarihe geçti.