ERKEN ERGEN GENÇ YETİŞKİN - Hatay Söz Gazetesi

ERKEN ERGEN GENÇ YETİŞKİN

  • Yazar :ERDAL KESİN
  • Eklenme Tarihi :10.03.2026 06:42

Çocuklukla yetişkinlik arasındaki yol, hem gençler hem de anne babalar için zorlu ama çok önemli bir dönemdir. Özellikle iki aşama öne çıkar: erken ergenlik ve genç yetişkinlik. Bu dönemlerde ebeveynin yaklaşımı, çocuğun geleceğini doğrudan etkileyebilir.

Erken ergenlik genellikle 10–14 yaş arasında başlar. Bu dönemde çocuk bir anda değişmiş gibi görünür. Çabuk sinirlenir, alınır, içine kapanabilir ya da tam tersine aşırı tepkiler verebilir. Bunun önemli bir nedeni, beynin henüz tam olgunlaşmamış olmasıdır. Duygular çok güçlüdür ama mantıklı karar verme becerisi aynı hızda gelişmez. Uzmanlar, bu dönemde en doğru anne baba tutumunun hem ilgili hem de sınır koyabilen bir yaklaşım olduğunu söylüyor. Yani çocuk tamamen serbest bırakılmamalı ama aşırı baskı da uygulanmamalı. Kurallar net olmalı, fakat çocuk da dinlenmeli. “Ben senin düşmanın değilim” duygusunu hissetmesi çok önemlidir.

Genç yetişkinlik ise 20’li yaşlarla birlikte başlar. Artık çocuk büyümüştür; kendi kararlarını vermek, kendi hayatını kurmak ister. Bu dönemde anne babaların en sık yaptığı hata, hâlâ küçük bir çocukla konuşur gibi davranmaktır. Oysa genç yetişkinin en çok ihtiyacı olan şey güven duyulmasıdır. Kendi kararlarını vermesine izin verilmesi, hata yapma hakkının tanınması gerekir. Sürekli müdahale etmek yerine destek olmak daha sağlıklıdır.

Özetle; erken ergenlikte sabırlı olmak, net ve tutarlı sınırlar koymak gerekirken, genç yetişkinlikte güvenmek, sorumluluk vermek ve biraz geri çekilmeyi bilmek büyük önem taşır. Çünkü her gelişim dönemi aynı yöntemle yönetilemez. On iki yaşındaki bir çocuğun ihtiyacı ile yirmi iki yaşındaki bir gencin beklentisi aynı değildir. Ebeveyn, çocuğunun yaşına ve ruhsal olgunluğuna göre tutumunu yenileyebilmelidir.

Çocuk büyüdükçe ebeveynlik tarzı da büyümelidir. Sürekli kontrol eden bir yaklaşım, genç yetişkinlikte çatışmayı artırabilir; aşırı serbestlik ise erken ergenlikte savrulmalara yol açabilir. Asıl denge, rehberlik ile özgürlük arasındaki ince çizgide kurulur. Sabırla dinleyen, açık iletişim kuran ve gerektiğinde geri adım atabilen anne babalar, çocuklarının hem karar alma becerisini hem de özgüvenini güçlendirir.

Değişime ayak uydurabilen aileler yalnızca daha huzurlu bir ev ortamı oluşturmakla kalmaz; aynı zamanda sorumluluk sahibi, kendine güvenen ve sağlıklı ilişkiler kurabilen bireylerin yetişmesine katkı sağlar. Sağlam bireyler ise sağlam toplumların temelidir. Bu nedenle ebeveynlik, sabit kurallardan ibaret değil; çocuğun gelişimiyle birlikte dönüşebilen canlı bir süreçtir.