29 Ekim geldiğinde Türkiye'nin her yerinde aynı Cumhuriyet hikayesi anlatılır. Hatay'da ise bu hikayenin devamında farklı bir sayfa vardır. Çünkü Cumhuriyet'in ilan edildiği 1923 yılında Hatay henüz Türkiye sınırları içinde değildi. Bu toprakların Türkiye'ye katılması, Cumhuriyet'in ilk yıllarından başlayıp 1939'a kadar uzanan uzun bir diplomasi sürecinin sonunda gerçekleşti.
20 Ekim 1921 tarihli Ankara Anlaşması sonrasında İskenderun Sancağı, Fransız mandası altındaki Suriye sınırları içinde özel bir statüyle bırakılmıştı. Cumhuriyet'in ilanından sonra Hatay meselesi Türkiye'nin dış politika gündeminden hiç çıkmadı. 1930'ların ortalarında Avrupa'da güç dengeleri yeniden değişirken Ankara da konuyu daha kararlı biçimde uluslararası platforma taşıdı.
1937'de Milletler Cemiyeti çerçevesinde yapılan düzenlemeler İskenderun Sancağına özel bir statü kazandırdı. Ardından seçim süreci başladı. 2 Eylül 1938'de Hatay Devleti kuruldu. 6 Eylül'de kabul edilen Anayasa'ya göre yönetim şekli Cumhuriyet, merkezi Antakya idi. Tayfur Sökmen devlet başkanı seçildi.
Burada Atatürk'ün Hatay politikasını ayrıca hatırlamak gerekiyor. Atatürk, Hatay'ın bağımsız bir devlet olarak ortaya çıktığını gördü. Ancak Türkiye'ye katıldığı günü göremedi. 10 Kasım 1938'de hayatını kaybetti. Hatay Millet Meclisi ise 29 Haziran 1939'da Türkiye'ye katılma kararını aldı.
Aradaki tarihleri yan yana koyduğumuzda sürecin nasıl ilerlediği daha iyi anlaşılıyor. 23 Haziran 1939'da Türkiye ile Fransa arasında anlaşma imzalandı. Altı gün sonra Hatay Meclisi oy birliğiyle Türkiye'ye katılma kararını verdi. 23 Temmuz'da son Fransız birliklerinin Antakya'dan ayrılmasıyla devir teslim tamamlandı. Böylece Hatay'ın Türkiye'ye katılması gerçekleşti.
Bu süreç, Cumhuriyet'in ilk dönem dış politikasının önemli örneklerinden biridir. Türkiye, Hatay meselesini yalnızca askeri güç üzerinden yürütmedi. Milletler Cemiyeti mekanizmasını, Fransa ile diplomatik ilişkileri, bölgedeki siyasi gelişmeleri ve Hatay Meclisinin iradesini aynı süreç içinde değerlendirdi. Atatürk Araştırma Merkezi'nin çalışmalarında da Hatay politikasının bağımsızlık ve ardından Türkiye'ye katılım şeklinde iki aşamalı yürütüldüğü belirtiliyor.
Hatay'ın Cumhuriyet hikayesi burada bitmedi.
6 Şubat 2023 depremleri şehrin büyük bölümünü ağır biçimde etkiledi. Antakya'nın tarihi kent merkezinde bugün yürütülen çalışmalar yalnızca yeni yapılar üretmeye yönelik değil. Mirası ve Turizm Bakanlığı, tarihi kent merkezinin kültürel mirasını korumayı, kent kimliğini yaşatmayı ve bu mirası gelecek kuşaklara aktarmayı yeniden yapılanmanın temel amaçları arasında sayıyor. Kültür varlıklarına ait enkazın ayrıştırılması ve korunması için de özel çalışmalar yürütülüyor.
Bence Hatay'ın bugün taşıdığı anlam biraz da burada.
1939'da mesele bir devletin hangi sınırlar içinde yaşayacağıydı. Bugün ise aynı coğrafyada başka bir sınav var. Tarihi, kültürü ve çok katmanlı şehir hafızasıyla Hatay nasıl yeniden ayağa kalkacak?
Hatay'ın Suriye sınırındaki konumu ve Doğu Akdeniz'e açılan kapısı, şehrin önemini yalnızca yerel ölçekte bırakmıyor. Yeniden yapılanma da bu nedenle sadece bir şehircilik meselesi değil; Türkiye'nin güney sınırının güvenliği, ekonomik bağlantıları ve bölgesel etkisiyle yakından ilgili.
29 Ekim'de Hatay'a bakarken 1923'ü, 1938'i ve 1939'u birlikte hatırlamak gerekiyor. Çünkü Hatay'ın Cumhuriyet hikayesi geçmişte tamamlanmış bir dosya değil.
Bugün o hikayenin yeni bölümü yazılıyor.
Bu kez mesele sınırın nereye çizileceği değil; tarihini koruyan, geleceğe güvenle bakan ve Türkiye'nin güneyinde güçlü bir şehir olarak yeniden ayağa kalkan Hatay'ın nasıl kurulacağı.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cumhuriyet'i kuranları ve Hatay'ın Türkiye'ye katılması sürecinde emek verenleri saygı ve minnetle anıyorum.