İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE’DE İKLİM KANUNU - Hatay Söz Gazetesi

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE’DE İKLİM KANUNU

  • Yazar :ERDAL KESİN
  • Eklenme Tarihi :07.04.2026 12:21

İklim değişikliği, günümüzde yalnızca çevresel bir sorun değil; ekonomik, sosyal ve siyasi boyutları olan küresel bir mesele olarak değerlendirilmektedir. Artan sıcaklıklar, kuraklık, aşırı hava olayları ve su kaynaklarının azalması gibi gelişmeler, ülkeleri daha güçlü iklim politikaları geliştirmeye yöneltmiştir. Türkiye de bu küresel eğilim doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadele için yasal bir çerçeve oluşturmuş ve 9 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu ile bu alandaki ilk kapsamlı düzenlemeyi hayata geçirmiştir.

Türkiye’nin iklim politikalarında önemli bir dönüm noktası, 2021 yılında Paris Agreement’na taraf olmasıdır. Bu gelişmenin ardından Türkiye, 2053 yılı için net sıfır emisyon hedefini açıklamış ve sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik yeni politikalar geliştirmeye başlamıştır. İklim Kanunu da bu hedef doğrultusunda hazırlanmış olup sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum politikalarının geliştirilmesi ve düşük karbonlu kalkınma modeline geçişi teşvik etmeyi amaçlamaktadır.

Kanun kapsamında öne çıkan düzenlemelerden biri emisyon ticaret sisteminin kurulmasıdır. Bu sistem aracılığıyla karbon salımlarının belirli sınırlar içinde tutulması ve yüksek emisyon üreten sektörlerin daha çevreci teknolojilere yönelmesi hedeflenmektedir. Ayrıca enerji üretiminde yenilenebilir kaynakların payının artırılması, sanayide temiz üretim yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve şehirlerin iklim değişikliğine uyum planları hazırlaması da kanunun temel hedefleri arasında yer almaktadır. Bu düzenlemeler aynı zamanda Avrupa Birliği’nin karbon sınır mekanizması gibi yeni ticaret kuralları karşısında Türkiye’nin ekonomik rekabet gücünü koruması açısından da önem taşımaktadır.

Bununla birlikte bazı uzmanlar, iklim kanununun daha güçlü emisyon azaltım hedefleri içermesi gerektiğini savunmaktadır. Özellikle fosil yakıt kullanımının azaltılması, enerji dönüşümünün hızlandırılması ve yerel yönetimlerin iklim politikalarında daha aktif rol alması gerektiği vurgulanmaktadır.

Sonuç olarak Türkiye’de yürürlüğe giren İklim Kanunu, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir yasal adım olmakla birlikte, başarısı büyük ölçüde uygulanacak politikaların etkinliğine ve toplumsal farkındalığın artmasına bağlı olacaktır.

İklim değişikliği, günümüzde yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıkmış; ekonomik, sosyal ve siyasi boyutları olan küresel bir mesele haline gelmiştir. Artan sıcaklıklar, kuraklık, su kaynaklarının azalması ve aşırı hava olaylarının sıklığındaki artış, ülkeleri iklim politikalarını yeniden düzenlemeye zorlamaktadır. Türkiye de bu küresel dönüşümün dışında kalmamış ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında kapsamlı bir yasal çerçeve oluşturma ihtiyacı duymuştur. Bu bağlamda hazırlanan iklim kanunu çalışmaları, çevre politikalarının kurumsallaştırılması ve uzun vadeli hedeflere bağlanması açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

Türkiye’nin iklim politikalarında önemli bir dönüm noktası, 2021 yılında Paris Agreement’nın onaylanması olmuştur. Bu gelişmenin ardından Türkiye, 2053 yılı için net sıfır emisyon hedefini açıklamış ve sera gazı emisyonlarının azaltılması için yeni politikalar geliştirme sürecine girmiştir. Hazırlanan iklim kanununun temel amacı, sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum stratejilerinin geliştirilmesi ve düşük karbonlu kalkınma modeline geçişi hızlandırmaktır. Bu kapsamda enerji üretiminde yenilenebilir kaynakların payının artırılması, karbon salımının izlenmesi ve sanayi sektöründe daha temiz üretim tekniklerinin teşvik edilmesi planlanmaktadır.

Kanun taslağında öne çıkan düzenlemelerden biri emisyon ticaret sisteminin kurulmasıdır. Bu sistem sayesinde karbon salımı belirli sınırlar içinde tutulacak ve yüksek emisyon üreten sektörlerin daha çevreci teknolojilere yönelmesi teşvik edilecektir. Ayrıca Avrupa Birliği’nin uygulamaya koyduğu sınırda karbon düzenlemesi gibi yeni ticaret mekanizmaları karşısında Türkiye’nin ekonomik rekabet gücünü koruması da hedeflenmektedir. Bu durum, iklim politikalarının artık yalnızca çevre meselesi değil aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğunu göstermektedir.

Bununla birlikte bazı uzmanlar iklim kanununun daha güçlü hedefler içermesi gerektiğini savunmaktadır. Özellikle fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması, kömür kullanımının kademeli olarak düşürülmesi ve yerel yönetimlerin iklim politikalarında daha aktif rol üstlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ayrıca toplumda iklim bilincinin artırılması ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması da bu sürecin başarısı açısından büyük önem taşımaktadır.

 

Sonuç olarak Türkiye’de hazırlanmakta olan iklim kanunu, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir kurumsal çerçeve oluşturma potansiyeline sahiptir. Ancak bu düzenlemenin etkili olabilmesi için yalnızca yasal hedeflerin belirlenmesi yeterli değildir. Güçlü uygulama mekanizmaları, bilimsel veriye dayalı politikalar ve toplumun tüm kesimlerinin sürece katılımı sağlanmalıdır. Aksi halde iklim değişikliğiyle mücadele konusunda atılan adımlar sınırlı kalabilir ve gelecekte çevresel, ekonomik ve toplumsal riskler daha da büyüyebilir.

 

Kaynakça:

Intergovernmental Panel on Climate Change (2023). Climate Change Assessment Reports.

Ministry of Environment, Urbanization and Climate Change of Turkey (2023). Türkiye İklim Politikaları ve İklim Kanunu Çalışmaları.

European Commission (2022). Carbon Border Adjustment Mechanism Reports.