Yaşam yolculuğunda bir sosyal gruba ait olmanın verdiği huzur ve anlam, günümüz insanının en temel ihtiyaçlarından biridir. Kalabalıklar içinde yalnızlaşan insan, aslında bir yere değil; bir duyguya, bir değere, bir anlamın parçası olmaya özlem duyar.
Çünkü insan, ait oldukça derinleşir; paylaştıkça çoğalarak büyür. İşte bu noktada köklü sivil toplum kuruluşları sessiz ama güçlü bir davet sunar insana. Yeşilay, Kızılay ve TEMA gibi kurumlar yalnızca yardım kapıları değil, aynı zamanda gönüllerin buluştuğu, anlamın ve iyiliğin çoğaldığı bereketli alanlardır. Bu kurumlarda gönüllü olmak insanı huzurlu kılar.
Bununla birlikte, ülkemizde ve dünyada faaliyet gösteren pek çok sivil toplum kuruluşu vardır. Bu yapıların içinde gönüllü olmak, iyiliğin daha geniş bir zeminde yayılmasına vesile olur.
Bu çatılar altında gönüllü olmak; bir görevi yerine getirmekten öte, bir yüreğe dokunmaktır. Bir tebessümde saklı umudu büyütmek, bir ihtiyacın sessiz çağrısına cevap olmaktır. Ve en önemlisi, insanın kendi içindeki iyiliği keşfetmesidir.
Çünkü hakikat şudur: İnsan, kendisi için yaşadığında eksik; başkaları için yaşadığında tamamlanır. Toplum için yapılan her iyilik, önce insanın kendi yüreğinde yankılanır. O yankı ise zamanla huzura, derin bir anlam duygusuna ve tarifsiz bir mutluluğa dönüşür.
İşte insanın huzurlu yolculuğu tam da burada başlar: Kendini aşmak, başkalarına dokunmak ve ardında güzel izler bırakmak. Çünkü insan, attığı her adımda ya kendine döner ya da bir başkasının kalbine dokunur. Ve gerçek anlam, işte bu ikinci yolda saklıdır.
Her şey bütünün hayrına olsun.
Eyvallah.