MÜZİK TERCİHİMİZ NE KADAR MASUM?

  • Yazar :İlker Bebe
  • Eklenme Tarihi :05.04.2022 10:30

Muses kelimesi; Yunan mitolojisindeki sanat tanrıçaları için kullanıldığı gibi; “müzik” kelimesinin de kaynağıdır aynı zamanda. Müzik ile matematik yakın akraba gibidirler. Ancak müzik; duygu-düşünce, anlatım tarzı gibi unsurlar eklenince, birdenbire sanat haline dönüşüverir ve matematikten uzaklaşır.

Milattan önce 50.000-60.000 yıllarında mağara adamlarının ürettiği varsayılan “Divje Babe Flütü” nün dünyadaki en eski çalgı olduğu varsayılır. Türk Uluslarının tümünde ise günümüze kadar ulaşabilmiş en eski halk çalgısı “kopuz” dur.

Aslında dinlediğimiz müzikler kişiliğimiz hakkında ipuçları içerir. Psikolojimizi etkileyen hormonsal denge unsuru, müzik ile değişebilir. Mesela, yavaş müziklerle sakinleşilip, hızlı olanlarla canlanılır. Veya karmaşık ritimler, gergin hale getirebilir bizleri.

Müzik; dayanıklılık-performans, motivasyon-moral arttırma gibi olumlu etkiler gösterme gücüne sahiptir. 19.yy. Amerika’sının yazarlarından Emerson müziği tanımlarken; “Müzik, fakir insanın cennetidir” der. Bu tanım; müziğin herkesçe ulaşılabilir olmasından ve mutluluk verici yapısından kaynaklıdır.

İlk Darüşşifanın 1300lü yıllardan kaldığı ve Amasya’da olduğu bilinmekte. 2.Bayezid’in 1488 yılında yaptırdığı Darüşşifa tesisinin de Amasya’daki benzeri gibi, “ruhsal açıdan sıkıntılı hastaların tedavisinde kullanıldığı” notu tarihte kayıtlı. Burada heyecanlı ve agresif hastalar için, Türk sanat müziğinin sakin makamları; neşesiz-içe kapanık vb. hastalara da hızlı makamlar dinletildiği bilinir. Tesir yönünden, insan sesine en yakın çalgı olan “ney” in yatıştırıcılığı ayrı bir önem arz eder. Hafif ve dinlendirici tarzdaki müzikler, her daim daha masum görünmüştür.

Özellikle 1970’li yıllardan sonra; pop müzik ve diğer global müzik türleri, ulusların kültür yapılarını ve maneviyatlarını, kolaylıkla bozan bir unsur haline dönüşür. Aslında; Konfüçyüs’ ün “Bir milleti tutsak etmek isterseniz, onun müziğini çürütün” tezinin ispatlı tezahürüdür bu durum. Ancak önemli bir farkla! Hedef, sadece bir ülke değil tüm dünyadır bu sefer.

Toplumlar, içlerindeki bazı müzik türleri ile kendilerine de zarar vermekte aslında. Mesela; ülkemizin arabesk müziği, sevenlerinin moralini azaltmakta. İnsanlar, bu müzikle kişiliklerinin negatif yanlarını beslemekte. Arabesk şarkılar; isim olarak bile karamsarlık batağına çekmekte bizleri; “boynu bükükler”, “batsın bu dünya”, “yalnızım”!...

1761 yılında Benjamin Franklin, “Glass Armonica” (Cam Armonika) adlı müzik aletini yeniden düzenler. Bu mütevazi görünümlü müzik aletinin birçok insanı çıldırttığı belirlenip hemen yasaklanır. İnsan kulağının 4000 hertz üzeri sesleri algılayabildiği bilinmekte. Çıldırtıcı etkinin, 1000-4000 hertz arası seslerin üretilmesinden kaynaklandığı düşünülmekte. Buna göre; insan beynince net algılanamayan sesler beynin dengesini bozmakta ve delirmeye sebep olmakta.

Rock müziğinin iyi yanları olarak; enerji ve hareketlilik vermesi, neşelendirip-canlandırması sayılabilir. Bu müzik türünün bazı versiyonları ise tehlikeli potansiyel sahibidir. Örneğin; “Hard Rock ve Heavy Metal” gibi müzik tarzları, art niyetli amaçlar taşıyabilmekte. Bu gibi müziklerin konserlerinde, hipnoz ve telkine yönelik hazırlanmış ortamlarla beraber yüksek etkileme oranı amaçlanır. Melodiler; “Şeytanın efendisi” gibi kötü tabirlerle insanların “kişisel ve ahlaki yapısı” nı bozmaya yöneliktir. Bu müzikleri dinleyenlerde, Vandalizm ve intihar gibi birçok olumsuzluk gözlenir. Araştırmalar; bu ağır müziklerin olumsuz etkileri hakkında, birçok bilimsel veri toplamıştır. Acaba bu müzik türleri; psikolojiyi bozan etkiye sahip olmayıp da ruhsal yönden rahatsız insanları mı kendine çeker! Yoksa süreç; “Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş!” atasözü misali çift taraflı mı işler?..

Günümüzde; müzik, insan beynini kontrol altına almak için oldukça donanımlı bir yapıda. Bu yüksek tesir seviyesi; “ürün satışı ve milletleri kültürel açıdan yozlaştırma” gibi çeşitli niyetlerle kullanılmakta. Restoranlarda çalınan canlı müzik bile müşteri sirkülasyonunu arttırmak amacını gütmekte. Kısaca, “müziğin esrarlı gücü”; insanlara istediğini yaptırma konusunda oldukça etkili. Müziğin etkisi ile ilgili, İngiliz din adamı ve şair “James Bramston”ın sözü, konunun özünü algılayabilmek için biçilmiş bir kaftan; “Müzik, en tehlikeli hayvanı bile durduracak güçtedir.”