YAFTALAMAK MASUMCA MIDIR?

  • Yazar :İlker Bebe
  • Eklenme Tarihi :31.05.2022 09:46

İnsanlar, doğduklarında tertemiz doğmakta. Kötülüklerden bihaber ve iyiliğe meyilli. Ancak maalesef, zamanla masumiyetlerini yitirmekteler. Tam hayatın acımasız çarkları tarafından eziliyorlar derken; bir dişli olarak kendileri de bu çarklara dahil olmaktalar. Aslında, insanların kötü olmayı tercih etmedikleri düşünülebilir. Acaba içlerindeki; “dişlilerin arasında ezilip yok olma korkusu” mu yaptırmakta bunu onlara? Oysa Farabi’nin; “Var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun?” sözü, bu konuya açıklık getirmiş olmalı.

Özünde hiçbir insanın kötü olmadığı muhakkak. Sadece, içlerinde kaybolan saflığa ulaşamamaktalar. Çünkü kötülüklerle karşılaştıkça içlerindeki masumiyeti daha derinlere itmekteler. Hiçbir insanın çocukken; “büyüyünce kötü insan olacağım” diye rota çizebileceği çok da olası görünmemekte. Mutlaka tüm insanların derinliklerinde masum bir çocuk bulunmakta. Mesele ise; o çocuğun ne kadar derinlikte olduğu ve ulaşılıp-ulaşılamayacağı.

Yazılı kaynaklara göre; YAFTALAMAK: bir kişi hakkında net bir bilgiye sahip olunmamasına rağmen o kişi hakkında olumsuz beyanda bulunmak anlamına gelmekte. Aslında yaftalama bir nevi iftira kapsamına da girmekte. Çünkü; iyice tanımadan, kişiler hakkında söylenen sözler, yalan-yanlış ifadeleri mutlaka içermekte. Sözlükte de İFTİRA; yalan söylemek, uydurmak, asılsız beyanda bulunmak gibi manaları kapsamakta. Buna bağlı olarak da iftira ve yafta arasında sıkı bir bağ olması muhtemel.

Nitekim İslam dininde de yalan ve iftira aleyhine belirgin uyarılar mevcut. Bu konu ile ilgili; Ahzâb suresinin 58. ayeti, duruma yönelik tepki içermekte; "Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.”

Aslında; birey aleyhine beslenen olumsuz ve düşmanca duygular etiketlemenin nedeni olarak görülebilir. Buna bağlı olarak, hakkında olumlu-olumsuz yorumlar yapılıp, o kişi için yıkıcı yargılara varılabilmekte. Bu olumsuzluk da kişi benimsenene kadar, büyük sıkıntılara maruz kalması demek. Böyle bir durumda; yaftaların etkisinden kurtulabilenlere ne mutlu! …

Diğer tarafta ise yaftalardan veya iftiralardan kurtulamayıp uçurumdan yuvarlanan bir kesimin varlığı söz konusu. Aslında tam bu noktada toplumun acımasız bir yönü ortaya çıkmakta. Bireyleri yok etmeye meyilli, sabırsız, merhameti sınırlı, belki de “acımasız” bir insan topluluğu imajı oluşuvermekte bir anda.

Galiba etiketlemelerin en acımasız olanları da işyerlerinde yaşanmakta! Hayatını zorluklarla kazanmaya çalışanların, şahsi hırslar uğruna yaftalanabildikleri ortamlar mevcut işyerlerinde. Tabi bazı yaftalamaların amirlerce yapıldığı da gözlenmekte. Bu acı durum, mobbing diye nitelendirilebilir mi? Yoksa bu davranış kalıbı günümüz koşulları çerçevesinde normal mi sayılmalı?

“Etiketlemenin” yol açacağı yıkımlarda “vicdani bakış açısı” hesaba katılmalı. “Kurban” ın hayatının gelecekte nasıl şekilleneceği empati yoluyla hissedilebilmeli. Merhametsiz yürek için bile yapılacak kötülüğün ağırlığının, vicdanen kaldırılıp kaldırılamayacağı değerlendirilmeli. Tabi önce; vicdanımızın yerinde olup olmadığı incelenmeli! Ancak her ne olursa olsun; yaftalamanın, masumca yapılan bir davranış olarak değerlendirilmemesi gerektiği unutulmamalı!