HAYATINI SUYA YAZAN BÜYÜK BİR YÜZÜCÜ KAMİL KÖSEOĞLU (1)

  • Yazar :Mehmet BİLGEHAN
  • Eklenme Tarihi :10.06.2022 09:52

Kamil Köseoğlu, Türkiye’nin ve özellikle Hatay’ın yarım asrı aşkın yüzme tarihine tanık olmakla kalmamış aynı zamanda yüzme sporunun Türkiye’de ve Antakya’da önemli bir parçası olmuş şampiyon bir yüzücü…

 

Kamil Köseoğlu, 1958 yılının Aralık ayının son günü 30 Aralık’ta Antakya’da Köseoğlu ailesinin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Yani, Kamil; bir günle yaş kazanan ender insanlardan biri…

Kamil Köseoğlu, Türkiye yüzme tarihinin aynı zamanda en büyük yüzme koçlarından biri…

Kamil Köseoğlu’nun özellikle yüzmeye ve bir de futbola büyük bir aşkla bağlandığını söyleyebiliriz. Köseoğlu'nun futbol aşkı doğal olarak uzun yıllar futbol oynamış ve futbol klasman hakemliği yapmış babasından geldiğini açıkça söyleyebiliriz.

Kamil Köseoğlu, ilkokula Reyhanlı 27 Mayıs İlkokulu’nda başlamışsa da babasının memuriyeti nedeniyle ilköğrenimini Antakya’da Hatay İlkokulu’nda tamamlamıştır. Ortaokulu yine Antakya’da “Atatürk Ortaokulu’nda, liseyi Antakya Lisesi’nde tamamladıktan sonra, üniversite hayatı yine Antakya’da başlamışsa da yükseköğrenimini Çukurova Eğitim Enstitüsü’nde tamamlamıştır.

Kamil Köseoğlu, yüzmeye 1967 yılının bir yaz mevsimi başladı. O yaz içinden gelen büyük isteğe engel olamamış ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün olimpik havuzuna giderek su ve su sporlarıyla tanışmıştı.

Kamil Köseoğlu, insan vücudunun su üstünde nasıl tutulacağını, kollar ve bacaklar vasıtasıyla bütün vücudun suda nasıl hızlı bir şekilde ilerletileceğini bilmenin gerekliliğine ve önemine daha yaşlarda inanmıştı. Tabi bu inancın temelinde sadece kendi hayatını kurtarmakla kalmayıp, tehlike ve kaza anında başkalarına yardım etme amacı yatıyordu.

Kamil Köseoğlu o yıllarda karşılaşma şansı yakaladığı Eski Yüzme Millî Teknik Antrenörlerinden ilk hocası Refik Varavir sayesinde basit bir şekilde yüzmekten çok suda hızlı yüzme becerisi kazanmanın ve bu konuda başta Türkiye’deki hatta Dünya’daki diğer sporcularla rekabet ederek başarı kazanmanın gereğine ve adeta bunun için dünyaya geldiğine inandı.

Evet, Kamil Köseoğlu suyla, havuzla ve bu sporun o yıllarda önemli bir koçuyla tanışmıştı. Artık onun için yüzme sağlıklı olduğu kadar fiziksel, bedensel ve ruhsal gelişimi için gerekliydi. Hatta yüzme onun için hayatını geliştirmede tamamlayıcı ve farklı bir okuma, yazma ve aritmetikti adeta…

Kamil Köseoğlu için daha o yaşlarda, yüzme ve yüzme sporları diğer dersler kadar önemliydi ve bu sporun okullarda eğitimin bir parçası olması gerektiğine inanırdı. Evet, onun için yüzme sporu ilkokul ’da öğretilmeye başlanmalıydı. Kamil Köseoğlu’nun bu görüşü daha sonraki yıllarda genel olarak kabul görmüş ve hemen hemen bütün büyük şehirlerde imkânlar sağlanmaya başlanmıştı. Ancak, bu yeterli değildi bunun için okullarda yüzme havuzları yapılmalıydı…

Kamil Köseoğlu’na göre bu sayede okul çocuklarına, arzu edilen sonuca ulaşmak için dikkatli ve güncel eğitim altında uygun imkânlar sağlanabilirdi.

Kamil Köseoğlu ilk yarışma heyecanını, İstanbul, Burgaz Adası’nda yaşadı. Evet, o yıllarda Burgaz Adası’nda deniz içine yapılmış derme çatma havuzda gösteri amaçlı katılmıştı. Gösteri amaçlı diyorum, o yıllarda henüz küçük yaş kategorilerinde yarışmalar yapılmıyordu. O yıllarda sadece büyükler yarışabiliyordu. Ancak gösteri amaçlı yüzmesi orada özel bir şekilde onurlandırmasına yol açmıştı.

Kamil Köseoğlu için küçük yaşlarda onursal bir ödüllendirme de olsa gelecek hayatı için büyük bir teşvik kaynağı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kamil Köseoğlu’nun yüzmeye başladığı ilk yıllarda yüzme yarışmaları, Antakya, Adana, Antalya, İstanbul, Ankara ve İzmir’de yapılıyordu ve bu yıllarda Kamil Köseoğlu bunlara tanıklık etme imkânı buldu.

Tabii, kapalı yüzme havuzu o yıllarda olmadığı için sadece yaz döneminde antrenman yapılabiliyordu ve yarışlara da sadece yazın yapılan çalışmalar neticesinde giriliyordu.

Yine, o yıllarda kapalı havuz imkânı olmadığı için eğitim ve antrenmanlar sadece yazın yapılmak zorundaydı. Ancak yine de Antakya’da Kamil Köseoğlu ve diğer arkadaşları için umut ışığı vardı. Özellikle bu dönemde Kamil Köseoğlu, Hatay’da Sırrı Durmuşoğlu, Abdullah Zafer ve o yılların 100 metre rekortmeni Uğur İskender ile aynı yıllarda suda kulaç atmış ve bunlara şahit olmuştu.

Evet, bu yıllarda Sırrı Durmuşoğlu, Abdullah Zafer ve Uğur İskender gibi önemli isimler yüzme camiasına kazandırılmıştı.

O yıllarda bu isimler Kamil Köseoğlu ve diğer arkadaşları için yolunu aydınlatan ışık olmuşlardı.

İnananın, Kâmil Köseoğlu için Shakespeare’inin sözünün yüzme sporuna yansıması: “ Yüzmek ya da yüzmemek, işte bütün mesele bu.” sözünde özetlenmiştir! 1967 yılında başlayan yüzme sporu; birkaç yıl futbol uğraşısı dışında, bir okul sonrası aktivite olarak başlasa da hızla yaşam biçimine dönüşmüştür.

Yüzme, altı yaşından beri onun kimliğini şekillenmesinde önemli bir rol oynadı. Günümüze kadar katıldığı çeşitli yarışmalarda 41 altın, 150 gümüş ve 160 bronz madalyanın sahibi olan Kamil Köseoğlu, kariyerindeki 352 madalya ile onun hayatını tahmin edemeyeceğiniz ölçüde geliştirdi ve şekillendirdi. Bu yüzden ona bu hayatta umduğumdan çok daha fazlasını veren yüzme kesinlikle hayatını suya yazmasına neden oldu. Evet, o ülkesine sayısız madalyalar kazandıran büyük bir sporcu…