TÜRK’ÜN KADİM MESLEK OKULU

  • Yazar :Mehmet BİLGEHAN
  • Eklenme Tarihi :02.07.2022 11:30

“AHÎLİK” VE “BÂCIYÂN-I RÛM”

13. yüzyıl Anadolu'da iki kardeşlik teşkilatı: Birincisi ahîlik ve ikincisi de Bâcıyân-ı Rûm.

Güzel ahlakın, misafirperverliğin, cömertliğin, esnaflığın, meslek ve sanatın uyumlu bir sentezi olan ve Anadolu’da kendine has bir fütüvvet şekli olarak ortaya çıkan ahîlik “ kardeşlik” demektir.

“Ahî” kelimesinin menşei tartışmalıdır. Kelimenin anlamıyla ilgili iki görüşten bahsedebiliriz: İlkine göre “ahî (>ah+î)” Arapça asıllı bir kelime olup “kardeş+(i)m” anlamına gelen “ahî” kelimesinden gelmiştir. İkinci görüş ki değerli, anlamlı ve önemlidir.

Neşet Çağatay , “Bir Türk Kurumu olan Ahîlik” adlı eserinde  “ahî” kelimesinin Orta Asya Türkleri’nin kullandığı “eli açık, cömert, alp (<yiğit) “ anlamlarına gelen ve “Kutadgu Bilig’de de geçen “akı” kelimesine dikkat çeker (Çağatay, 1981;17).

Benzer yapı da diğer bir kurum, kadınların dâhil olduğu Bâcıyân-ı Rûm’dur. “Bacı” kelimesi elbette “Kız kardeş” anlamındadır. Bu devirde dervişlerin eşlerine de bacı denildiği biliniyor, bu yüzden anlam bakımından “Bacı dervişler” de denebilir. “Rum” kelimesi de 13. Yüzyılda “Anadolu” anlamında kullanıldığını hatırlarsak kelime “Anadolu’nun Kız kardeşleri” anlamında bir isim tamlaması olduğunu anlarız. Evet,  o dönemde “Anadolu” yerine “Rum” kelimesi kullanılıyordu. Buradan anlıyoruz ki dünyanın ilk kadın örgütlenmesi 13. yüzyılda Anadolu’da gerçekleşmiştir.

Bâcıyân-ı Rûm ticari anlamda bir kadın birliğidir. Buna,  Bacı Teşkilatı diyebiliriz. Bunlar aynı zamanda, silâhlı cengâver kadın olarak da bilindiklerini söyleyebiliriz.

Unutmayalım ki kadim Türk atalarımızın eğitim ve öğretim anlayışı genellikle usta-çırak ilişkisi dayanır ve tamamen gerçek hayata uygun bir biçimde şekillenirdi.

Hem âhilik’te ve hem de Bâcıyân-ı Rûm’da İslamiyet’in kabulüyle birlikte Türkistan Türklerinin cömertlik anlamına gelen “akı felsefesi” “Ahîlik (>akı)” ile İslami fütüvvet geleneğinin birleştirdiğini söyleyebiliriz. Fütüvvetin dayandığı ilkeler İslam’dan kaynaklanan fütüvvetnâmelerdeki dini, sosyal ve ekonomik ilkelerdir. “Feta” sözlükte, “genç, yiğit, cömert”,  “fütüvvet” ise “gençlik, kahramanlık, cömertlik” anlamlarına gelir. Kur’an-ı Kerim’de “feta”, Hz. İbrahîm (a.s.)’in Allah’ın birliğine inanıp, putları kırıp Nemrut’a karşı yiğitlik ve mertlik gösterdiği için bu anlamda kullanılmıştır. Ca’fer es Sâdık “Fütüvvet” kelimesininden ilk söz eden kişidir ve onun kullanımına göre kelime: “ele geçen bir şeyi tercihen başkalarının istifadesine sunmak, ele geçmeyen bir şey için de şükretmektir.”

XIII. yüzyıldan itibaren Anadolu’da: Suhreverdî el Maktûl, Muhyiddin İbnü’l Arabî, Evhadüddîn-i Kirmânî, Ebu Cafer Yezdânyâri ve Şeyh Nâsırüddin Mâhmud Ahî Evran gibi mutasavvıflar bu iki yapıyı geliştirmek için faaliyet göstermişlerdir.

Kadim Türk atalarımızın Ahîlik ve Bâcıyân-ı Rûm adlı örgütlenmelerle, Türk-İslâm anlayışına dayalı ilk sentezlemeyi yaptıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kadim Türk atalarımız sentezlediği ve geliştirdiği bu örgütler aynı zamanda ilk meslek okulumuzdur. Ayrıca, Bâcıyân-ı Rûm gibi bir kadın örgütlemesinin de dünyada ilk olması değerli, önemli ve anlamlıdır.

Buradan anladığımız şudur: Türk kadını Bu teşkilat vasıtasıyla, kendi işini kurmuş, ürünleri üretmiş ve ürettiği ürünleri kurdukları pazarlarda satmışlardır. Elbette burada göz ardı etmemiz gereken bu sistemde emekleriyle katkı yapan işçilerde kadın gücü olmuştur. Bu teşkilatlanma Türk kadınının üretimdeki ve ekonomideki yeri, sivil bir toplum örgütlenmesi niteliğinde ve çok bilinçli bir yapıdadır.

Burada yine dikkatleri çekmek istediğimiz bir nokta var: Batılı araştırmacılar bir türlü Anadolu’da böyle bir kadın teşkilatlanması ve örgütlenmesi olduğuna hiçbir şekilde inanmak istememişlerdir. Batılı araştırmacılar ve bilim insanları, bir örgütün varlığından hep şüphe etmişlerdir. Ancak, Osmanlı tarihinin en önemli kaynaklarının yazarı olan tarihçi Âşık Paşazâde, Tevârih-i Âl-i Osmân aslı eserinde,  Hem Anadolu geleneklerinden hem de Anadolu’nun kız kardeşler örgütlenmesinden; yani, okulundan bahsediyor: “Ve hem bu Rûm (Anadolu) da dört taife vardır, kim müsafirler içinde anılır. Biri Gâziyân-ı Rûm, biri Âhiyân-ı Rûm, biri Abdalân-ı Rûm ve biri Bâciyân-ı Rûm İmdi…( İstanbul 1332, s.205.)” Evet, Ahîlikve Bâciyân-ı Rum Anadolu Selçuklu Devleti döneminde Anadolu'da kurulmuş, bir meslek okulu ve bir esnaf teşekkülüdür. Bu teşekküle dernek diyebiliriz.

Ahîlik ve Bâcıyân-ı Rûm teşkilatlanması bir insanın iyi bir işletme sahibi olmasının yanı sıra daha iyi bir esnaf olabilmesi için kurallar konulmuştur. Bunlar ticaret ve günlük yaşamla ilgili kurallar belirlenmiştir. Cömertlik, dürüstlük, vefa, çalışkanlık, üretim, işe saygı ve dayanışma… İyi bir insan olmanın gerekleriyle, iyi bir satıcı olmanın gerekleri öğretiliyor. Ahîlik teşkilatının kurucusu Ahî Evran, Anadolu âdetlerinin kurucusu Fatma Bacı Ahî Evran'ın eşidir. Ahî Evran, yerleşen göçebe Türkmenlerin teşkilata katılıp esnaflık öğrenmelerini sağlamıştır. Fatma, Türkmen kadınlarını da profesyonel olmaya ikna etti. Erkeklerle, kadınların birlikte üretebilmeleri ve geçimlerini sağlayabilmeleri için inşa edilen Anadolu ahîliği ve Bâcıyân-ı Rûm örgütlenmesinin temelinde: İnsanları bölücülük yapmadan sevmek, iyimser olmak, iyiliği yaymak, fakire ve muhtaçlara yardım etmek gibi kuralları vardır. Bâcıyân-ı Rûm örgütlenmesi, dünyanın bu ilk kadın birliği ve eğitimi- öğretimi içerdiğinden ilk meslek kadın okuludur.